Dr. Ahmet Çamalan, The Circle

Eleştiri konusunun gündemimize yoğun olarak girmeye başladığı günden itibaren bir çok alanda hizmet hareketine karşı içeriden-dışarıdan eleştiriler geldi ve gelmeye de devam ediyor.. (Dışarıdan gelen eleştiriler şimdilik konumuz dışında) Bütün bu yükselen seslere rağmen, “Hizmet Hiyerarşisi” içerisinden henüz etkili ve kapsamlı bir reaksiyon alınabilmiş değil. Ne var ki bir çığır açılmış bulunuyor ve bu dikkate alınsa da alınmasa da bir yere doğru gidiyor. Samimiyetle eleştirenler ile eleştirilenler, oluşmuş bu durumu hayra kanalize etme adına bir cehd ortaya koymalı ve ciddi tahribe sebep olmadan bir sonuca varmalıdırlar.

Eleştirinin hedefe ulaşması ve çözüm odaklı olması için bir metodoloji gerekmektedir. Eleştiri ortaya koyan insanların; eğer niyetleri samimiyse ve Hizmet Hareketini, yaşanılan bu süreçten değişmiş/dönüşmüş olarak geleceğe daha emin adımlarla yürüyecek bir konuma getirme gayretindelerse, eleştirinin yapıcı/geliştirici olması için kendilerine sormaları gereken bazı sorular olmalıdır. Burada, çok teferruata girmeden ana başlıklarla bu soruları sıralayacağız.   Tabi ki bizim burada sıralayacağımız maddeler mutlak olarak Başlayalım“sorulması gereken sorular” değildir. Bunlar bir eleştiri metodolojisi olarak örneklendirdiğimiz sorulardır. Elbette ki siz çok daha güzel ve etkili sorular sorabilirsiniz. (İlerleyen yazılarımızda her bir başlıkla ilgili düşüncelerimizi ayrıntılı olarak ayrıca yazmayı düşünüyoruz.)

Aşağıdaki madde madde sıralanan sorular eni-konu düşünülerek çıkarılmış sorular değildir. Yazının kaleme alınması sırasında, süreç boyunca aklımıza takılan sorulardan hatırlayabildiklerimizi buraya yazmaya çalıştık. Okuyucularımız da dilerlerse bu madde sayılarını artırabilir ve her bir madde ile ilgili düşüncelerini ayrıca kaleme alabilirler. Başlayalım…

1- Eleştiri ortaya koyarken esas amacım ne?

-Neyi düzeltmeye çalışıyorum?

-Yanlış olduğunu düşündüğüm şeyi tam olarak ortaya koyabildim mi?

-Nasıl düzeltilebileceğine dair bir fikir ve önerim var mı?

2- Eleştirdiğim konu hakkında yetkin miyim?

-Elimde hangi veriler var?

-Verileri nereden elde ettim? Kaynağım ne, kim, nere?

-Eleştirdiğim  konuya dair bilginin gerçekliği ölçülebilir ve/veya ispatlanabilir mi?

3- Hizmete dair neyi eleştiriyorum? Mesela düzeltilmesini istediğim özel bir alan var mı? (Zira “Hizmet hata yaptı!” gibi bir genel ifade hedefi belirsizleştiriyor.)

4- Hizmetin bütününü ihata etmem ve umumi manada sistemin nasıl  işlediğini bilme imkanım olmadığına göre, spesifik olarak dikkatimi/ilgimi çeken bir eleştiri noktası var mıdır?

5- Aynı durum/konum ve şartlarda olsam o eleştirdiğim konuyu nasıl çözerdim? Somut bir teklifim var mı?

6- Eleştiriye en çok konu olan “Abiler” hakkında ne biliyorum? Bütün olarak “Abilik” müessesesini mi eleştiriyorum yoksa spesifik olarak “X” abisinin “Y” hareketi /tavrı/kararı/konumu mu problemli?

7- Müesseseleşme veya örgütlenmeye yönelik “Şu niye vardı?” “Şuna ne gerek vardı?” dediğim kurum/kurumlar hakkında ne biliyorum? Bahse konu kurumun kuruluş amacı-gerekçesi-yöntemi konusunda ve  ihtiyaç olup olmadığı, neden-nasıl oluştuğu konusunda ne biliyorum?

8- Karar mekanizmaları içerisinde, halen veya daha önce yer aldığım ve icraatında bulunduğum herhangi bir müessese var mı? Varsa o müessese ile ilgili eleştirim/özeleştirim oldu mu?

9- Eleştirdiğim kurum/birim/teşkilat… vs ile en son kaç ay/yıl önce münasebetim oldu ve “şöyle olsun, şöyle olmalıydı” dediğim müessesenin şu an nasıl işlediğine dair elimde güncel bir bilgi/veri var mı?

10- Eleştirimin, hali hazırda ve geleceğimiz açısından bizi gayrete-aşka-şevke-heyecana getirecek bir yönü var mı?

11- Eleştirdiğim konuda hedeflediğim  bir muhatap var mı? Kime ve nereye ulaştığı konusunda bir bilince sahip miyim?

12- Eleştirdiğim konunun kimde nasıl bir tesir bırakacağı konusunda bir öngörüm var mı? Mesela eleştirdiğim konuda; hapisteki, gaybubetteki veya tecritteki insanların, -belki mevzuyu etraflıca araştırma imkanları olmadığından dolayı- söylediklerimi gerçek bilgi gibi kabul ettikleri zaman, onların üzerinde nasıl bir tesir bırakacağını hiç hesapladım mı?

13- Bana göre eleştirdiğim bu konu hizmetin öncelikleri arasında kaçıncı sırada.

14- Eleştirdiğim konuda, kendi düşüncemin mutlak doğru olduğunu mu düşünüyorum, yoksa yanılma payım olabileceğinin de farkında mıyım?

Yukarıda sıralamaya çalıştığımız sorular ve buna benzer soruları kendimize sorarak eleştirinin daha sistematik ve metodolojik olmasını sağlayabiliriz. Aklımıza o an gelen veya yıllardır içimizde takılı kalan mevzuları süzgeçten geçirmeden, muvazeneye tabi tutmadan “sellemehüsselam” ortaya koymamız yapıcı bir eleştiri olarak dikkate alınmayacaktır.

Sonuç olarak amacımız bağcıyı dövmek değil de üzüm yemekse ortaya koyduğumuz eleştirinin bir metodolojisinin ve objektif kriterler içerisinde bilimsel bir dayanağının olması gerekmektedir. Vesselam…

Bir sonraki yazımızda da “eleştirilenin” kendine sorması gereken soruları sıralamaya çalışacağız…


Yazarın Önceki Yazıları

Eleştirinin Metodolojisi Üzerine-1

Meded Ya Hu

Kelimelere Yüklediğiniz Anlamlar Sizin Dünya Görüşünüzü Yansıtır

Hamaset Üreten Tarih Anlayışından Kurtulmalıyız

Sürece Dair Bir Analiz Denemesi-2 Umumi Bir Musibet Beklentisi Doğru Mu?

Bizim Allahımız var

Sürece Dair Bir Analiz Denemesi-1 Neden Evlerine Ateş Düşmedi?

1 COMMENT

  1. Yorum yine sansüre takılacak ama olsun: söyleyenin bir yüzü kara, sansürleyenin iki. Şu onuncu madde bayağı hoş olmuş hani “Eleştirimin, hali hazırda ve geleceğimiz açısından bizi gayrete-aşka-şevke-heyecana getirecek bir yönü var mı?” Bey efendiye sormadan edemiyorum : insanlık tarihinde eleştirinin gayrete-aşka-şevke-heyecana getirdiği vaki mi dir?! Eleştirinin öyle gaza getirme – tabiri caizse- fonksiyonu yok ki!.. Eleştiri acı bir ilaç gibidir, hoş bir tarafı yok ama derde deva olabilir. Her eleştiri böyle değil tâbi..
    Yazar bizimle kafa mı buluyor? Yoksa metodoloji derken aslında eleştirenleri hizaya çekip eleştirinin önünü tıkamak mı istiyor?

Comments are closed.