Cafer Tayyar Kala, The Circle

‘Bazen öldüm de hani çok kötü adam da değildim ve kabir hayatımı böyle mi yaşıyorum diye düşünüyorum’ Bunu yakın çevremle de paylaştım ya biz ölümlüyüz yoksa deyip şaka ile gerçek arasında gidip geliyoruz.

Nasıl düşünmeyelim ki, yaşadıklarımızın hangisi normal? Göz yaşları kurudu bazılarımızın tam üzülecek oluyorsun yaşanan bir olayı duyup halinden utanıyorsun. Ajitasyon yapacak değilim ama birşeyleri de ifade etmek gerek. Kitaplarda okuyup filmlerde izlediklerimiz tarihte kaldı bir daha yaşanmaz sanmıştık oysa belki daha fazlasını yaşıyoruz. Henüz hasar tespiti yapılmadı hele şu toz duman ortadan kalksın sel suları çekilsin o zaman göreceğiz zulmün boyutunu acıların derinliğini. Bazen dibe vurulsa da göz yaşları saklanamayıp salınsa da dertler dillendirilmekten utanılsa da hani kadere itiraz Allah’a isyan mı olur diye düşünülse de yaşanan acıları çok da atmayın içinize.

Anlatın samimi arkadaşınıza olmadı kalem kağıdı derttaş edinin. İnsanız insanca tepkiler verilmesi normal değil mi? Herkesin kaynama derecesi farklı kimi 20 derece de kimi 50 derecede kaynıyor kimiyse kaynamadan durabiliyor.

Bilir misiniz Bilal Habeşi’nin bazı aksamlar Mekke’ye dönüp ağıt yaktığını. Daha beteri olur mu dediğiniz anda beterine şahit oluyorsunuz. Özlem, acı, ızdırap, yalnızlık ne kadar uçta duygular varsa hepsi toplanmış yatıya gelmiş gönderenin hatırı o kadar ali ki kaldıkları müddetçe sabrediyoruz ama artık gitsinler istiyorum en çok da hapistekiler, annesiz babasız kalan yavrucaklar için. İlk okuduğumda anlamamıştım M. Akif’i neden bu isyan kokan kelimeler demiştim. Şimdi az bile demiş diyorum Akif;

Yâ Râb, bu uğursuz gecenin yok mu sabâhı? 
Mahşerde mi bîçârelerin, yoksa felâhı!

Bazan havadaki bir yolcu uçağını görünce memlekete dönüşü hayal ediyorum. Heyecandan kalbim fırlayacak gibi oluyor yüzümde tatlı bir tebessüm ve mutluluk gözyaşları.. Fazla sürmüyor o hayalden uyanmam ama hayali bile güzel memlekete dönüşün.

Sahi yıldızlar mı daha uzak yoksa memleket mi? Sanki bugünleri anlatmış Nazım Hikmet. Vatan hasretinin verdiği acı hiç değişmiyormuş meğer hiç de değişmeyecek! Tıpkı vatanından kovulanlarla onlara zulmü reva görenlerin var olacağı gibi, bu döngü dünya döndükçe devam edecek.

Yaklaşık bir yıl önceydi tanıdık birinin düğünü için odam da hazırlık yapıyordum ve bir anda içeriden çığlık sesi duydum hemen salona geçtim evde beraber kaldığımız bir arkadaş yere kapanmış hıçkırarak ağlıyordu. Benle beraber 3 kişiydik resmen taş kesilip öylece kalakaldık. Sonra arkadaşın o hıçkırıklar arasında babam dediğini duydum ve birkaç gün önce keyifle sohbet ettiği babasının ölüm haberini almıştı. Sonra başka birinin babası derken bir diğerinin annesi..

Rahmetli ninem dağ ardında olun da taş altında olmayın diye dua ederdi üniversitede okurken vedalaşmaya gittiğimizde. Şimdi daha iyi anlıyorum tecrübenin söylettiği o lafın değerini. En büyük korkum gurbette iken anne ve babamdan birinin vefat etmesi. Allah kimseye yaşatmasın bunu.

Kimseye kızmıyor kimseye gücenmiyorum eskiyen dostlara sitem bile etmiyorum ne arkamızdan terörist demelerini umursuyor ne de artan her zulmü alkışlamalarına kızıyorum. Siliniyor tatlı hatıraları bir bir hafızamdan. Her şeyimizi aldılar elimizden ne biriktirdiysek uçup gitti ama ümidimizi alamayacaklar asla. Nasıl olur da yeniden ayağa kalkarızı konuşuyoruz, yaşıtlarımızın emeklilik planı yaptığı dönemde yeni doğmuş bebek gibi tamamen yabancısı olduğumuz dünyada var olma mücadelesi bizimkisi.

Kendi mesleğimizi yapmada ısrarcıyız ne gerekiyorsa yapma gayretindeyiz ama bu çok zor görünüyor. Aslında bir kaç iş yaptık ve çok beğenildi hatta high quality dendi ama henüz su akıp yatağını bulmadı. İşler yoluna girene kadar kısa dönem survıve yapalım kararı aldık bir kaç arkadaş. Kimimiz Uber yapacak kimimiz pizza dağıtacak bir yandan da eğitim hayatına devam edeceğiz. Bu yaşanan acılar tecrübeler çok şey katıyor/katacak, bana/bizlere hayata insanlara hatta inancımıza bile daha farklı bakıyoruz artık. Acı tecrübeler olgunlaştırıyor hepimizi.

İnanın bugünler olmasa hayat hikayemiz eksik kalırdı, sabırla metanetle aşılacak bugünler. Yarınlar da birilerinin sadece kendilerine değil torunlarına bile utanç düşecek terörist dedikleri ise başları dik alınları açık gezecek.

Birgün oğlumla konuşurken bunalmış ki ciddi ciddi saydırdı bana sitem etti, yazmasaydın bunlar gelmezdi başımıza o kurumda çalışmasaydın alt üst olmazdı hayatımız dedi. Boyundan büyük büyük laflar etti telefonun ucundaki babasının neler yaşadığını neler hissettiğini bilmeden. Benim ve arkadaşlarım hakkında ne duyduysan hepsini kabul et dedim ama şimdi diyeceklerim de diğer cebine koy ki gün gelince hatırlayasın dedim, tek tek anlattım sabırla.

Oğlumla yaşadığım bu diyalog sonrasında bir karar aldım. Yazma konusunda tembel biriyim günlük tutuyordum yarım kaldı ama azmettim bugün yaşananlar burada kalmamalı. Çocuklarımız için yazmalıyız kim neye gücü yetiyorsa karalamalı bir şeyler. Hayat hikayeleri, romanlar, şiirler kimin ne ölçüde kabiliyeti varsa kalemini konuşturmalı, yaşananların uçup gitmemesi yarınlara miras kalması için.

Her şeyi ama herşeyi yazın utanmadan mahcup olurum diye düşünmeden. Ağladığınızı, özleminizi, hasretinizi, öfkenizi ve sevginizi.. Kendiniz için değil çocuklarınız için yazın!


Yazarın Önceki Yazıları

Buraya geldiğimiz günden beri insanlık dersi alıyoruz…