Adem Korkut, The Circle

Yetişmeliyiz, duramayız, acele etmek, elini çabuk tutmak gerek. Amaçlara bir an önce ulaşılmalı, yetmez daha yeni hedeflere hemen ihtiyaç var. Niçin bilmiyorum ama bu kadar acelenin bir sebebi olmalı.

Hayatın bize dayattığı rol içinde kendi oluşturduğumuz gereksinimlerin tutsağı oluyoruz. Yasamı biraz rölantiye alıp mavi tual üzerindeki beyaz fırça izlerini seyredecek, sonbaharın da bir bahar olduğunu fark edecek, güneşin perdeyi kapattığı son sahneyi izlemeye ayıracak vaktimiz yok.

Mutluluğu hep karşıdaki dağın arkasında arıyoruz. Amok koşucusu misali o dağın arkasına ulaşmak için koşuyoruz,koşuyoruz ve yine koşuyoruz. Nihayetinde yine bir amok koşucusu gibi yolda çatlayıp kalıveriyoruz. Mutluluk adına aradığımız şeyin koşarken bazen hoyratça üstüne bastığımız bazen görmediğimiz bazen de farkında bile olmadığımız ayrıntılardan oluştuğunu fark ettiğimizde ise çok geç olabiliyor. Sonra koşarak geçen bir ömre su kadar yaşadı deyip tadına varılmış bir hayat gibi kabul ediveriyoruz.

Bedenimizin nefese ihtiyacı olduğu gibi ruhumuzun da nefese almaya ihtiyacı var. İrademizle değiştiremeyeceğimiz şeylerle boğuyoruz onu, gücü yetmeyen sesini kısıyor, belki sandık içerisine hapsedip kilit üzerine kilitler vuruyoruz. Kainata sığmayıp gönüllere sığanın mucizesini parya haline getirip cisimden ibaret kılıyoruz.

İhtiyacımız olan biraz soluklanmak. Sürekli bir devinim içerisinde olan kainatı seyre dalıp hayrete varmak gereksinim duyduğumuz nefesi ruhumuza üfleyecektir. Tüm bunlar için ayırmadığımız o çok kıymetli vaktimiz günün birinde bizi bu hayattan ayırmadan önce böyle bir nefes almaya hepimizin ihtiyacı var ve bu çok zor olmasa gerek.


Yazarın Önceki Yazıları

497. Gün