Emre Uslu, The Circle

15 Temmuz Neden oldu: Uluslararsı Denklemde Nereye Oturuyor?

15 Temmuz konusunda hemen herkes “kim” yaptı sorusuna odaklandı.

Oysa burada asıl soru: 15 Temmuz neden oldu?

Zira, ortada bir “neden” varsa bir aktör de mutlaka çıkacaktır!

Bu nedenle, 15 Temmuz’a dair sorulan ana soruyu değiştirmek gerekiyor.

15 Temmuz’un aktörlerini, yani kimin yaptığını, tespit etmek o kadar zor değil. Nitekim, her şey de ortada zaten. 15 Temmuz, Rusya’dan bağımsız düşünülecek bir hareket değildir. Türkiye’deki Avrasyacı ve İrancıların, “Batıcı ve Amerikancılara” karşı kurduğu kanlı pusunun adıdır 15 Temmuz…

Ben, bu ‘’kontrollü darbenin’’Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bilgisi dahilinde, ama kontrolü altında olmayan bir girişim pusu olduğunu düşünüyorum.

Öncelikle, 15 Temmuz’un bağlamını yerine iyi oturtmak gerekir. Aksi halde, 15 Temmuz’a dair üretilen her teori “neden” (why) sorusu karşısında çöker. Faraza, AKP’nin senaryosunun doğru olduğunu kabul edelim. Ne diyordu AKP: “Cemaat Erdoğan’ı devirmek için darbe girişiminde bulundu ama beceremedi?”

Neden? Cemaat bunu neden yapsın? sorusu bu teoriyi baştan çökertiyor. AKP bunu bildiği için Neden sorusuna cevabı şu şekilde veriyor:

“Cemaat ABD’nin kuklası. ABD de Erdoğan’ı istemiyor. Bu nedenle, ABD, Cemaat’i kullanıp Erdoğan’ı devirmek istedi?”

Bu Neden sorusuna verilmiş bir cevap değil. Neden sorusu, teoriyi zorlayınca yeni bir teoriyle ilk teoriyi açıklama girişimidir. Nitekim bu teori de bir başka “neden” sorusuyla çöküyor: ABD Erdoğan’ı neden devirmek istesin? Bunun için neden Cemaat’i kullansın? Cemaat bunu neden kabul etsin?

Cemaat çevresinin ürettiği teori de “neden” sorusuna cevap veremiyor: “Erdoğan Cemaat’i bitirmek için bir kumpas kurdu. Cemaatçi subayları temizlemek için böyle bir girişime ihtiyacı vardı ve 15 Temmuz “Allahın Lütfu” olarak Erdoğan’a sunuldu?”

Erdoğan bu riski neden alsın? Sorusu da bu teoriyi zayıflatıyor. Erdoğan’ın Cemaat’ bitirmek istediği, askeriyedeki subayları temizlemek istediği sır değil. Bunu bir kanunla yapabilirdi. Hatta bir imza ile bile yapabilirdi. Bunun için bir darbe girişimine ihtiyac duymasına gerek yoktu ki.

Dolayısıyla, ulusal dinamikler ve ulusal aktörlerle 15 Temmuz’u açıklamak neredeyse imkansız.

Evet Ulusal dinamikler ve aktörler 15 Temmuz’un görünen kısmı, ama asıl dinamik uluslararsı güç savaşı…

Nedense kimse 15 Temmuz’dan önce Suriye’de neler oluyordu, kim nereye yanaşıyordu kim ne yapıyordu o taraflara bakmıyor. Ulusal denklemlere bakıp kolaycı bir senaryo yazmak kolay diye en kestimre yoldan ortaya bir teori atıp onu gerçekmiş gibi savunuyor insanlar.

Gelin, 15 Temmuz’dan hemen önce Suriye denkleminde neler yaşandığına bakalım.

Sonra, bunu bölgedeki ABD ve Rus/İran çekişmesi ile birlikte okuyalım. Daha net bir 15 Temmuz fotoğrafı çıkacaktır karşımıza.

Arab Baharı’ndan bu yana bölgede olanlar yeni bir Soğuk Savaş sürecinin yansımaları aslında. Bir yanda İran Rusya diğer yanda Sudi Arabistan, ABD, İsrail ve kalan diğer Sünni ülkeler. Bu savaşta –tıpkı Soğuk Savaşta olduğu gibi- Türkiye’nin kimin tarafında olacağı belirleyici bir etkiye sahip. Bu nedenle Türkiye’deki Avrasyacı ve Avrupacı/Batıcı güçlerin konsolidasyonu önem taşıyor.

  • 15 Temmuz’a bu çerçeveden bakacak olursak konu daha da netleşecektir. Bu bağlamda Ahmet Davutoğlu’nun Başbakanlıktan kovulması kritik eşiği oluşturuyor. Batıcı Davutoğlu’nun Başbakanlıktan kovulması Avrasyacı/İrancıların büyük kazanımıydı. Hatırlayın 24 Mayıs 2016 Davutoğlu’nun Başbakanlığı sonlandırıldı. Davutoğlu’una karşı girişilen PELİKAN OPERASYONUNDAN sonra başbakanlıktan ayrılması gündeme geldiğinde Wall Street Journal gazetesi bunu “Türkiye’de güç savaşı ülkenin batıyla ilişkilerini tehdit ediyor” diye duyurmuştu (https://www.wsj.com/articles/turkish-prime-minister-to-step-aside-in-feud-with-erdogan-1462391014 )

Erdoğan ve Çevresine yerleşen Avrasyacı ve İrancı ekibe göre Davutoğlu fazla batıcıydı ve onun batı ile yakınlığı Avrasyacı ve İrancıların varlığı için bir tehdtitti. Bu nedenle güç onun elinden alınmalı Erdoğan’ın kolayca kontrol edebildiği “düşük profilli” birine verilmeliydi öyle oldu.

  • ABD’nin “adamı” Davutoğlu’nun kovulmasının ardından ilginç bir gelişme yaşandı. 6 Haziran 2016 ABD Genelkurmay Başkanı Ankara’ya süpriz bir ziyaret geçekleştirdi (https://tr.sputniknews.com/abd/201611061025670938-abd-ankara-dunford/ ) Ziyarette Rakka’ya yapılacak operasyonlar ve bölgesel güvenlik konuları gündeme geldi.

Doğrusu Davutoğlu’nun beklenmedik ayrılığının ardından ABD Genelkurmay başkaının süpriz Türkiye ziyareti Avrasyacıları ürkütmüştü.

  • Bu tarihten sonra Erdoğan ile Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar arasında hızlanan görüşme trafiğine dikkatinizi çekmek isterim. Erdoğan ve Akar Haziran 2016’da, özellikle ABD Genelkurmay Başkanı’nın Ankara’ya yaptığı ziyaretin hemen ardından başlamak üzere toplam 7 defa görüşmüştür. Erdoğan Ankara dışına çıktığı her ziyarette Hulusi Akar’ı yanında götürmüştür. İşte bu görüşme trafiğinin ayrıntıları:

Görüşmelerden ilki Erdoğan ile Akar’ın 7 Haziran’da saray’da şehit ve gazi yakınları iftarında buluşmasıdır.

İkincisi 8 Haziran’da gata’da tedavi gören gazi binbaşı tekin’in ziyaretine birlikte gitmeleridir.

Üçüncü görüşme 11 Haziran 2016 tarihinde yapıldı.

Dördüncü görüşme 14 Haziran 2016’da oldu. Artık Erdoğan şehir dışına giderken Hulusi Akar’ı da yanında götürüyordu. Erdoğan 14 Haziran’da Genelkurmay Başkanı Akar’ı da yanına alarak Mardin’e gidip Kızıltepe’de 70. mekanize Piyade Tugayı Komutanlığı’nı ziyaret etti.

Beşinci görüşme Erdoğan’ın 23 haziran perşembe günü Akar’ı Beştepe’de kabul ederek 3 saat başbaşa görüşmesidir.

Altıncı buluşma; 25 haziran’da Şırnak Cizre’de bulunan 172. zırhlı tugay komutan yardımcılığı 3. tank taburu komutanlığı’ndaki iftara birlikte iştirak ettiklerinde gerçekleşmiştir.

Yedincisi görüşme olağanüstü görüşme statüsündeydi. 30 haziran’da Erdoğan Akar’ı Beştepe’teki Saray’a tekrar çağırmıştır.

Belli ki Erdoğan Hulusi Akar’ın Amerikalıların isteğiyle bir darbe yapacağından korkuyor Hulusi Akar’ı yanına alarak muhtemel bir engellemeye, kontrol altında tutmaya çalışıyordu. Erdoğan bir yandan Akar’ı kontrol etmeye çalışırken diğer yandan da Ergenekon ve Avrasya’cılara yanaşıyordu. 15 Temmuz’dan sonra da Erdoğan Akar’ı bir çanta gibi taşıyıp gittiği her yere götürmesi dikkat çekmişti. Bu arada sürpriz bir gelişme oldu:

  • 27 Haziran 2016’da Erdoğan beklenmedik bir şekilde Putin’e mektup gönderip Uçak düşürme olayından dolayı özür diledi. İlişkilerin normalleşmesini istedi. Putin Rus bürokrasisinden beklenmeyecek bir çabuklukta adımlar atıp ilişkilerin düzeltilmesi için arkası arkasına adımlar attı. Sanki Türkiye Rusya’nın uçağını değil Rusya Türkiye’nin uçağını düşürmüş gibi bir durum vardı. (http://en.kremlin.ru/events/president/news/52282 )

Hatırlayın, 24 Kasım 2015’de Rus uçağı düşürülünce Ahmet Davutoğlu “emri ben verdim” diye savunmuştu uçak düşürme eylemini. Putin de o uçak düşürme eyleminde dolayı doğrudan Türkiye’yi ve Erdoğan’ı sorumlu tutumamış daha başka adreslere göndermeler yapmıştı. Davutoğlu o kararı 15 Temmuz’dan sonra bile savundu.

Türkiye’de bunlar olurken Ortadoğu’da neler oluyordu?

Haziran 2 2016, Sudi Arabistan İran ile ilişkilerini asıkya aldı.  (https://www.defensenews.com/home/2016/01/06/us-joint-chiefs-head-in-ankara-to-discuss-isis-sectarian-tensions/ )

1 Temmuz 2016’da Amerikan Washington Post gazetesi, ABD Başkanı Barack Obama’nın Suriye’de askeri işbirliği için Rusya’ya yeni bir anlaşma önerisinde bulunduğunu iddia etti.

Gazetenin Josh Rogin imzalı haberinde yer alan iddiaya göre ABD, “Esad’a karşı savaşan El Nusra Cephesi’nin bombalanması için ortak operasyon düzenlenmesi karşılığında, Ruslardan da Esad’ı, ABD’nin terörist olarak görmediği silahlı gruplara saldırıları sona erdirmeye ikna etmesini” istedi. (https://www.bbc.com/turkce/haberler/2016/07/160701_wpost_rusya_abd_suriye )

Bu Erdoğan için özellikle önemliydi. Zira El Nusra’nın teör örgütü olarak hedefe konulması ve Rusya ve ABD arasında bu konuda varılacak bir anlaşma Erdoğan’ı zora sokabilirdi. Nitekim Suriye’ye giden silahların bir çoğu Nusra’ya gitmişti ve Erdoğan’ın en çekindiği konulardan biri buydu.

Öte yandan ABD adına Suriye’de operasyon yapan YPG güçleri ise 31 Mayıs 2016’da Menbiç’e operasyon başlatımış böylece Fırat’ın batısına geçmişti. Menbiç düşerse Suriye’nin kuzeyinde koridoru tamamlamak için Cerablus ve El-Bab hattı vardı sırada.

İşte bu iki hareket Erdoğan’ın ABD’ye olan güvensizliğini iyice derinleştirmiş, bölgede bir Kürt koridorunun kurulacağına, ve ABD’nin kendisini devireceğine hatta yargılayacağına iyice inanmıştı. Bu noktada kendisine sağlam bir güvence arıyordu. İşte o güvenceyi Putin Avrasyacılar üserinden sundu ve Erdoğan’ı “Amerikancı” askerlerin olası darbesinden kurtarma operasyonu yaptı.

İşin özeti, 15 Temmuz, Amerikancı/Batıcı generallerin planladığı olası bir darbenin Avrasyacı subaylar ve İrancı istihbaratçılar tarafından kanlı bir pusuya dönüştürülmesinden başka bir şey değildir.

250 insan ölmeden bu girişim çok kolay bir şekilde atlatılabilirdi. 15 Temmuz bir kontrollü darbe değil de geçrek bir darbe olsaydı da 250 kişi ölmezdi. Nitekim daha önceki darbelerde kimse öldürülmedi.

Erdoğan, Hakan Fidan, Hulusi Akar (ki bence darbeyi planlayıp sonra da satan komutanların başında o var) tarafından kotarılmış bir KONTROLLÜ DARBEDİR. Bu kontrollü darbe girişiminden sonra Erdoğan tam anlamıyla Putin’in kucağına oturmuştur. Putin, Erdoğan’ı kanlı bir darbe planıyla “kurtardığı” için karşılığınada S-400 2 Nükleer Santral ihalesi almış ve Suriye’de Rus eksenine siyaset izlemeye mecbur bırakmıştır.

15 Temmuz’a giden sürecin iki kırılma noktası vardır. Bunlardan birincisi Ahmet Davutoğlu’nun kovulması diğeri de 27 Haziran’da Erdoğan’ın herkesi şaşırtan Rusya’dan özür dileyen mektubudur. Kısaca 15 Temmuz Türkiye’de süren Avrupa/Batı’ya karşı İran/Rusya mücadelesinin ilk taktik savaşıdır. Bu savaşı Rusya ve İran kazanmıştır.  Mücadeleyi kimin kazanacağını henüz bilemiyrouz.

Bu nedenledir ki, Erdoğan için 15 Temmuz halen devam eden bir süreçtir. Dikkat ederseniz, 15 Temmuz’dan sonra Erdoğan Osman Kavala’dan Gülen Cemaatine Selhattin Demritaş’tan Aydın Doğan’a nerede Batı değerlerini savunan batıyla ilişkilerini iyi tutan herkese saldırıyor. 2017 Projeskisonunda da yazdığım gibi:

Özellikle Gezi sürecinden sonra Erdoğan’ın hedef aldığı kitlelere bakılırsa hemen hepsinin ortak noktası Batı ile birlikte yaşamı savunuyor olmaları. Gülen Cemaati’nden Cumhuriyet gazetesine, Selahattin Demirtaş’tan Meral Akşener ve Ümit Özdağ’a, Abdullah Gül’den Ahmet Davutoğlu’na Erdoğan’ın hedefe koyduğu kim varsa hepsinin ortak değeri Erdoğan’a göre “Batıcı” olmaları.

Erdoğan dünyayı şöyle okuyor: Batı beni bitirecek. Gezi olaylarından sonra düğmeye basıldı. Ben direniyorum. Direnişim için içerideki “Batıcı hainleri” temizlemem lazım. İçerideki “Batıcı hainleri temizlersem Batı bana mecbur kalacak. İşte o zaman Yeni Türkiye’yi (siz Recebizim diye okuyun) “stratejik değer” olarak batıya pazarlayabilirim.

Erdoğan’ın Türkiye içindeki muhaliflere saldırılarına bakalım:

Gülen cemaatinin Batı yanlısı, batıyla birlikte diyalog kuralım çabasını biliyorsunuz. Gezi sürecinde Gülen’in “Gezicilere çapulcu demeyin” açıklaması Erdoğan’ın Gülen’in kalemini kırması için son damlaydı. Ondan sonra Dershaneler konusunu gündeme getirdi ve o gündür bu gündür aralarındaki savaş sürüyor. Bu savaş muhafazakarlar içindeki Batı yanlıları ile Batı karşıtlarının savaşı özünde.

Yine Erdoğan, eli kanlı katil Abdullah Öcalan ile aynı yatağa giriyor, aynı sofrayı paylaşıyor, aynı tastan yemek yiyor, aynı “barışı” getiriyor ama nedense Selahattin Demirtaş “terörist” oluyor. Kimse Erdoğan’a “terörist” arıyorsan PKK terör örgütünün kurucusu Öcalan ile neden kucak kucağasın diye sorma cesaretini gösteremiyor. Oysa Erdoğan’ın HDP ve Selahattin Demirtaş’ı hedef almasının nedeni PKK ile arasına mesafe koymaması değil, Batı ile arasına mesafe koymamasından kaynaklanıyor. Eğer mesele PKK ile arasına mesafe koymak olsaydı Erdoğan kendisiyle Öcalan arasına mesafe koyardı. Bir yandan halen Öcalan ile vardığı mutabakat devam edecek sonra HDP liderini “PKK ile arasına mesafe koymuyor” gerekçesiyle tutuklatacak. Sevsinler senin yalanını…

Erdoğan’ın Sözcü ve Aydınlık gibi Faşist/Yerli muhalif medyaya izin verip Cumhuriyet’i hedef almasının nedeni de aynı. Cumhuriyet “batıcı” olduğu için hedefte. Hatırlayın Can Dündar ve Erdem gül tutuklandığında ABD büyükelçisi başta tüm batı elçileri Cumhuriyet’i ziyarete gelmişti. O andan itibaren Erdoğan Cumhuriyet’in Türkiye içindeki “batı blokunun” odağı olduğunu düşündü. Cumhuriyet’i batıcıların elinden kurtarıp Yerli Kemalistlere teslim edecektir.

Hatta sırf Ahmet Davutoğlu ve Ali Babacan ekibini “Batı yanlısı” oldukları için tasfiye etmedi mi?

Bu yönüyle 2018 yılı özellikle Batı yanlısı Alevi gruplar, Kemal Kılıçdaroğlu’nun CHP’si için zor bir yıl olacak. Bu noktada Aydın Doğan’ın artık sahneden çekilme zamanı geldi. Ya Aydın Doğan her şeyini teslim ederek TAMAMEN çekilecek ya da Erdoğan onu da içeri tıkacak. Erdoğan bir yandan ülke içindeki son Batı yanlısı muhalefeti Erdoğanizimin kurulması için yıkılan “Batı yanlısı” kurumların yıkıntılarını temizleme yılı olacak” (https://www.facebook.com/SonKarakolTurkiye/posts/712319895593814:0 )

Bundan sonrası, 15 Temmuz için “neden” sorusu değil “nasıl” ve “kim” sorularıyla ilgili cevaplardır. Bu konuda Adem Yavuz Arslan’ın Ece Sevim Öztürk’ün yazıları yeterince bilgi ve ipucu sunuyor.

 

 

 

10 COMMENTS

  1. 1) Neden sorusu önemli bir soru değildir. Bir cinayette tecavüzde Neden sorusunu sorar mısın? Suçlu psikolojisini anlamak öyle kolay değildir. Bence bir Neden yok diye de, suçluyu suçsuz yapamazsın. Sorarlar sen psikolog musun sosyolog musun diye?

    2) Erdoğan 15 temmuzu yapmasına gerek yoktu zaten kanun ile tasfiye yapardı demişsin. HİÇ BİR HALT YAPAMAZDI. Duyduğum en saçma görüş bence. Birincisi Ohal ilan etmeden khk ile milleti atamazdı, kanun ile milleti işten atamazdı böyle şey mi olur. Toplumun psikolojisini o yönde değiştirmeden sen kimi işten atıyorsun üzerine bide hapse atıyorsun. 15 temmuz önce üst düzey Cemaat yöneticileri tutuklandı sadece. 400 bin insanı aynı şekilde tutuklayamazdı yapamazdı öyle bir şey. Ohal olmadan zaten elline yüzüne bulaşırdı her şey. Bu şunu benziyor bu Hitler meclis yangınını organize etmesine gerek yoktu zaten güç ondaydı istediğini yapardı. Her şey öyle kolay değil, bu tip süreçler yavaş yavaş toplum kıvama getirile getirile yapılır. Pat diye yarın kanun çıkarıp yapamaz, Hitler pat diye yahudileri kampa yollamadı, öncesinde parkta oturamazlar diye kanun çıkardı, baktı tepki yok devam etti, bu tip işlerde öyle olur. Erdoğan 15 temmuz olmasa hiç bir şey yapamazdı. 15 temmuz ile büyük bir süreci bir güne sığdırdı.

    3) Neden cemaat yaptı nedeni yok diyorsun, 2014’te o Mit tırlarına niye kamikaze yapıldı bunun bir nedeni var mı? Almanya bile Öso polis gücüne 2018’e kadar maddi destek veriyordu, bizim terör örgütü dediğimiz grup oluyor Öso , o silahların gittiği grup yani, senin savcın gelip o tırı durdurunca Erdoğan için gene büyük bir nimet oldu. İşte bunlar paralel devlet dedi. Ve cuk diye de oturdu. Senin kurumun başka bir kuruma operasyon yapar mı ? O savcı madem yürek yemiş daha önce aklı nerdeydi. Mit silah nakliyatı yapıyor jandarma tutukluyor . Dünyada eşi benzeri yok. Neden yapılır bu operasyon bana göre bir cevap yok, cemaat = paralel devlet algısına hizmet etmek dışında hiç bir işe yaramayan ve savcıların hemen işten atılıp tutuklanmasına neden olan bir süreç yaşandı o yüzden kamikaze hareket diyorum. Sen böyle kamikaze hareket yaparsan ki , 15 temmuz olduğunda kimse garipsemez bunlardan beklenirdi der.

    4)Cemaatin 15 temmuzu yapmak için bin tane nedeni çıkar, neden Abd istedi yaptılar gibi basit bir önermeye ihtiyaç duyuyorsun, Akpliler zaten öyle demiyor ki, tasfiye edecektik bunları yaptılar diyor. 15 temmuz cemaatin üzerine yapışmasının en büyük 2 nedeni. Böyle bir darbeyi yapacak en çok nedeni olan grup cemaat olması, 2.si de yöntem olarak cemaatin din dışına çıkan fetvalar vermesi ve kamikaze hareketlere meyilli olması. Yani nasıl neden yok diye kestirip atıyorsun, zaten neden olmadığını bilen Akp’de de abd istemiştir falan diyor diyorsun. Öyle bir şey yok, millet kaç tane neden saydı, abd ne alaka. Nasıl kestirip atıyorsun her mevzuyu anlamıyorum. Sen yazıda bir sonuca odaklanmışsın, oraya giderken her şeyi kestirip atıyorsun. Cemaat darbeyi yapıp, ben yaptım demeyecek zaten, bildiriye bakarsan kemalist darbe izlenimi veriyor, yani yurtdışındaki okullara hiç bir şey olmayacaktı. Neyse bunun bir önemi yok , neden ararsan neden çok, soykırım yapılıyor bize diyordu cemaat darbeden önce, bu bir neden değil mi darbe yapması için, çok komik bir yazı olmuş.

    5) 15 temmuz önce ordu suriye girmiyordu. 15 temmuzdan sonra şak diye girdi. ABD de ışıd ile savaştığı için memnun olduğunu bildirdi. Abd generallerin 15 temmuz öncesi, Türkiye’yi ikna edemiyoruz suriyeye girmiyor gibi demeçleri var. Hal böyle iken, 15 temmuzu yapanlar abdci natocu oluyor, sonrasında güçlenenler avrasyacı mı oluyor. Çok sığ bir bakış açısı. Avrasyacı ne demek bir kere, gerçekten böyle bir ekip var mı. Yoksa zaten abdci-natocu bir orduda emekli olan subayların kemalist duygularının tekrar güçlenmesiyle abd’ye sövmeleri mi ? Buna mı avrasyacılık diyorsun, madem bu kişiler avrasyacı da, orduda nasıl genel kurmay başkanı olacak noktaya geliyorlar?

    6) Rusya’nın yanına İran’ı da katma olayı zaten bu cemaatin komplo teorilerinden biri. Yok Selam tevhid operasyonu yok hakan fidan iran ajanı yok muta nikahı yok ergenekoncular da iranın adamıydı, yok osmanlıyı bunlar yıktı zaten. Beş para etmez bir ülkeyi büyüttükçe büyüttünüz, ve artık bunu komplo teorisi olarak görmüyorum. Cemaatin üst tabakası ısrarla bu yalanları tabana yayıyor, yok Erdoğan asıl güçlü değil arkasında Ergenekon var ipini yakında çekecekler, yok bu aslında abd-rusya arasında bir mücadele (bunu diyerekte içerdekilere moral verilmiş olunuyor bakın işin arkasında abd var türkiyeyi bırakmaz öyle kolay kolay güzel günler yakındır diye). Artık GERÇEKLERİ ne zaman göreceksiniz. Ergenekon dediğiniz şey bir balon , askeri vesayetti çoktan patladı gitti 2010 beri bu ülkede öyle bir şey yok Tek güç Erdoğan. 15 temmuz sonra kaç tane cemaat ile zerre alakası olmayan Atatürkçü attılar, hani nerde bu ergenekon hiç bir şey yapamadı, ancak bas bas bağrıyorlar okulları gatayı kapatmayın şunu yapmayın bunu yapmayın diye. Sizin ergenekon dediğiniz kişiler 5 sene içerde yattı az mı bu ? Daha sonra gidin bir ilker başbuğ , nedim şener, zeki üçok, perinçek dinleyin , konuşurkenki korkularını hissedin bi, kendi cellatlarına(erdoğan) yaptığı övgüleri görün bi. Adamlar öyle bir noktaya düştü ki kendilerini içeri atan Erdoğanı övmek zorundalar yoksa tekrar girecekler, ve siz bu adamların ülkeyi yönettiğini düşünüyorsunuz. Mhp ile ittifaktan sonra, Türkçü, Milliyetçi kadrolar devlete girmiştir. Ama Erdoğan adamlarına baktığınız da artık bir Mason bir beyaz türk göremezsiniz bitti o günler. Her dönemin adamı olan insanlar bugün Erdoğanın yanındaysa siz bunu erdoğan-ergenekon ittifağı olarak görürseniz berbat bir analiz yapmış olursunuz. Bugün ülkede tek güç Erdoğan ve bürokratlarda Erdoğan benim yerinde olsa nasıl karar verirdi diye düşünüp öyle karar veriyor. Bu bürokratların ne olduğunun artık bir önemi yok hepsi birer piyon, ama gene de analiz yapacaksanız %75 Akplidir. Adamı olmaz Mhpli getirir cart getirir curt getirir. Ama daha ergenekonun tanımını yapamazken bu kelimenin bu kadar kullanılmasını anlamak zor. Ulusalcılara mı ergenekoncu diyorsunuz, masonlara mı(nitekim bunların üstü mason demişlerdi encümeni danış mı neydi) ? kemalistlere mi ? Bir mhpli ile kemalist ulusalcının farkı nedir ? Bunlar kesin çizgileri olan şeyler değil, akpyi de eski saadet tabanı olarak görmemek lazım, Akpli dindar bir babanın , namaz kılmayan içki içen tarikatlara düşman bir çoçuğu çok rahat olur ve var da, bunlar türk milliyetçiliğide yapınca direk işte bunlar ergenekon adamı böyle akpli olmaz, tüm tarikatlara düşmanlar bakın şunlara gibi yorumlar yapıyorsunuz.

    7) ^^Erdoğan Osman Kavala’dan Gülen Cemaatine Selahattin Demirtaş’tan Aydın Doğan’a nerede Batı değerlerini savunan batıyla ilişkilerini iyi tutan herkese saldırıyor.^^ Genelleme yapıyorsun hepsine saldırmasının ayrı bir nedeni var. Ortak özellikleri Batı yanlısı olmaları değil, ona kalırsa hepsi erkek saydıklarının Erdoğan erkeklere mi saldırıyor diyelim.

    8) ^^Erdoğan’ın Sözcü ve Aydınlık gibi Faşist/Yerli muhalif medyaya izin verip Cumhuriyet’i hedef almasının nedeni de aynı^^ Çok saçma bir laf, sözcüye de dava açıldı, cumhuriyete de dava açıldı, Ayrıca hedef alınan kitlelere bakarsan kemalist-hdp savaşıdır bu, bu gazeteler kemalist çizgiden sol çizgiye ve hdpye yanaştığı için fırsat bu fırsat kemalistler de hazır ohal varken erdoğan zaten bunlardan memnun değilken bizde çökelim gazetemizi geri alalım diye düşünüyorlar. Ayrıca kemalistler kolay kolay fetöyü savunmadığı için (sözcüde emin çölaşan falan cemaati savunur) ama cumhuriyet hdp çizgisinde olduğu için hem hdpyi hem fetö opersayonlarını eleştirdiği için hedefte. Mevzunun batıyla bir alakası yok.

    Sonuç olarak gerçeklerden çok uzak bir yazı böyle komplo teorilerine gerek yok, Erdoğan israil ile de abd ile batı ile de her türlü ticareti gizli anlaşmayı yapıyor. Dönüp bide erdoğan batıya karşı cihat ilan etmiş , bu batı erdoğanı istemiyor, gün birlik günüdür gibi söylemlere gidecek akplilerin yaptığı propogandaları yapmaya gerek yok. İngiltere’de adam 3 gün kaldı, bu iş tamam seçimleri kazancak artık diye söylemler türedi. Batı madem Türkiye konusunda çok endişeli niye ses çıkarmıyor, daha cemaatekilere vize bile vermiyor. ABD ile suriye kürtlerinden dolayı zaten çıkarlarımız örtüşmüyor o yüzden Rusya ile yakınlaştık diye, direk 15 temmuzda da Ruslar etkiliydi algısına gerek yok, Dugin mi Dupin mi o adam mı etkiliydi ? Hiç bir vasfı olmayan perinçeğin büyüttüğü biri, tıpkı kendini büyük gösterdiği gibi. Hayallerde komplo teorilerinde yaşamamak lazım, Erdoğan türkiye’de tek güçtür.

  2. Bu tür muğlak durumlarda mutlak yargıya ulaşmak çok güç. Yukarıda yorum yapan arkadaş pek çok doğruyu yakalasa da emre uslu gibi kesin yargısına Teorisi kurban gitmiş. Ergenekon yok derken nasıl bir bilgiyle hareket ediyorsun acaba? Ergenekon davalarının iddianamelerini satır satır okudun mu? Hıfzı Çubuklu bile suçlamaları ve iddiaları görünce dehşete düştüm dedi ki ne bok yediğini bilen bir insanın bunu söylemesi “nasıl tespit ettiniz” ile eş anlamlıdır.
    Yok adamlar dışarı çıkmışta Erdoğan’ı övmek zorunda kalmış ta falan filan. Her gün ekranlardan Perinçek Erdoğan’a ağız dolusu küfür ediyor da kendisine hakaret bile sayılmayacak şeyleri dava eden Tayyip hiç bir halt yiyemiyor. Bi düşün bakalım niye ?
    Neyse çok su götürecek bi hamur. Kürt devleti hemen bütün ülkelerin -batısı, Rusya’sı – üzerinde tahakkuk ettiği bir husustur. 15 Temmuz’un yaşanmasının en önemli nedenlerinden de birisidir.
    Böyle karaktersiz ve güçlü bir hükümetle yüzlerce yıllık bir proje de tamamlanmış oluyor işte. Bu iş bitince Tayyip te biter. Bütün olan biten budur. Bu arada cemaat sınavı geçti.

    • Aslında kesin yoktur diye düşünmüyorum, şuan ki izlenime göre ergenekon diye bir örgüt olamaması daha ağır basıyor, ve bu konuda konuşanlar insanlar da çok rahat var dedikleri için onlara tepki olarak bende çok detaya girmeden yok diyorum. Nasıl herkes fetö fetö diyorsa dünde ergenekon ergenekon deniliyordu ve bugünde hala çok rahat denebiliyor, yaklaşık bin insan o davalardan yargılandı galiba, onca mağdur olan varken Başbakan gibi kurunun yanında da yaşta yandı ifadesi bana ayıp geliyor. Yarın bir gün bu kafayla fetö içinde aynısını derler 400 bin kişi adli işlem yapıldı toplasan tüm suç darbe iddialarını yapabilcek en fazla 2 bin insan var , ama gelip kurunun yanında yaşta yandı deseler ne hissedersiniz o insanlar da şimdi onu hissediyordur. Yani ben iddianameleri okumadım çok bilgimde olduğu iddia edemem ama benim aynı seviyediki çoğu insanda ergenekon var diyebiliyor.
      Bu konuyla ilgili de bir kaç noktaya temas edeyim.
      1) Bu ülke nato ordusu iken, bu ergenekon davalarında neden avrasyacılar içeri atılıyor ? Yani Türkiye derin devleti nasıl avrasyacı oluyor ? Önce bu sorunun cevaplanması lazım. Ya içeri atılanlar avrasyacı değil, ya içeri atılanlar derin devletin sadece avrasyacı kanadı. Erol mütercimler ergenekon ismini ilk ortaya atan kişi, bu örgüt var dedi ve kendisi ergenekondan yargılandı. Ama onun ergenekon ismini ilk duyduğu kişi deniz kuvvetleri komutanı 1993 lerde olması lazım. Ve adam suikaste kurban gidiyordu ya da öldürülüyordu, erol mütercimler ergenekon ilgili kitap yazacağı için öldürüldü diyor. Ama erol mütercümlerin ve perinçeğin falan iddiası ergenekon = natonun gladyosu biz değiliz yani diyorlar.
      2) Balyoz, sarıkız, ayışığı falan bunlar darbe planı ergenekon diye bir örgüte bağlamaya gerek yok , asker her zaman darbe yapabilir, çetin doğan balyoz 1 numarası , 28 şubatın 3. numarası , ses kayıtları var demokrasiyle bağdaşmayan şeyler diyor. Çetin doğan peki avrasyacı mıdır ? ya da 28 şubat 2 numarası Çevik bir avrasyacı mıdır ? Çevik bir somali barış gücü komutanlığı yapan ve orada abd ile bm çıkarlarını koruyan biri, net bir şekilde abdci.
      3) İlker başbuğ terör örgütü lideri diye yargılandı, İlker başbuğ, hıfzı çubuklu ve albay dursin çiçek bunların yargılandığı davada akp aleyhine siteler kurulması var, şimdi sen buna görevi kötüye kullanma dersin ama bunu örgüte darbeye götürmek bambaşka bir şey. Akp kapatma davası açıldığında ilker başbuğ aym üyesi osman paksüt ile görüştü, tıpkı hulusi akarın abdullah gül ile görüşmesi gibi bir olay bu. Bunların hepsi görevi kötüye kullanma. İlker başbuğ gene zekerriya öz’e generallere dokunmayın alt rütbeleri içeri alın diyor, bu yüzden alt rütbedekiler ilker başbuğ sevmez, kozmik odaya soktu zaten o savcıları dik durmadı diye eleştirir. İlker başbuğda kozmik odada hiç bir şey yoktu der kendini savunur. Hakketten savcılarında kozmik odada ne işi vardır orasıda ayrı bir muamma. Arınça suikast düzenlenecek diye oraya girmişti savcılar, 2 özel kuvvetler askeri arınç evinin orda yakalandı diye. Meğerse ilker başbuğ emriyle bir askeri hakimi takip ediyorlarmış o da orda oturuyor.

      4) Balyoz, sarıkız, ayışığı bunlar arasında en net darbe olan , e-muhtıra ve 28 şubattı, ama bu ikisinden e muhtıra hiç bir zaman açılmadı davası , ilker başbuğa e-muhturadan ceza verilebilir amaç darbecilerle ile mücadele ise e muhtıradan gitceklerdi ama gitmediler. 28 şubatta çok sonra açıldı davası, demekki emekliler ile uğraşmayalım başta demişler her neyse e muhtıraya dokunulmaması savcıların amacında ve tarafsızlıklarında büyük şüphe uyandırıyor.

      5) Albay temizöz bu adam hakkında jitem davası açıldı geçmişte, işkenceci, faili meçhulcü olarak hakkında iddialar var, soruşturmayı geçmişte yapan savcı ilhan cihanerdi, ve sol kesim ve hdpliler bu soruşturmadan çok memnundu o yüzden ilhan cihaneride seveler. İlk kez jitem dosyası açılmıştı çünkü. Peki ergenekon davalarında ne oldu? Albay temizöz, ilhan cihaner, ahmet şık bu örgütün adamları olmaktan içeri atıldı. Bu nasıl bir örgüt dedirten şeyler bu insana, yok artık diyorsun bu 3 insanın ortak özelliği yok. Nasıl bir örgüt bunlar? 3ünün tek ortak özelliği cemaate bulaşmaları. Temizöz kayseride operasyon yapıyor, Cihaner erzincandan, ahmet şıkta polisteki yapılanmayı yazıyor. Ahmet şık tamamen masum kitabında kemalettin özdemir ve polis teşkilatının yediği naneleri yazmış, cemaat hala bunları savunuyor bunların yedikleri nanelerin cezasını taban herkes çekiyor, Ahmet şık kitabı keşke her evde her sohbette okunsaydı belki 15 temmuz olmadan bu pislikler cemaat içinden temizlenirdi. Temizöz gelince ulusalcı kemalist biri, ordu içinde dindar biri istemiyor, cemaatten birilerini tespit etmiş atmak için operasyon yapıyor, eskidende jitemciymiş. Cihaner ise chpli sola yakın ulusalcı değil. Erzincanda ismailağa cemaati ile gülen cemaatine operasyon yapıyor, ismailağada yolsuzluklar var diyor, cemaate soru çalma iddiaları vardı diyor ne yapsaydım bir savcı olarak diye de soruyor. Cihanerin niyetini bilemem operasyonu yaparken, ama yaptığı operasyon kadir topbaş kadar uzanıyor özellikle ismailağada yolsuzluklar para akışını tespit etmiş, gülen cemaatinde soru çalmayı tespit etmiş. Şimdi çuval ağzını açan Temizöz içeri alınması kimsenin itirazı yok adam jitem şüphelisi bir asker, daha sonra o çuval açılınca jitem soruşturması derinleşeceğine, bir bakıyorsun ilhan cihaner ahmet şık ile soruşturma derinleşiyor. Burdan çıkacak sonuç kesinlikle bir derin devlet ile mücadele yok, tamamen siyasal bir operasyondur bu, usul hataları vardı diyor çoğu cemaateki avukat mülakatlarda benim bu yazdığım size usul hatası olarak mı geliyor ?

      Okuyacak araştıracak şok şey var okuyup araştıralım, Ergenekon vardır ortada kaç tane cinayet suikast var, ama bu ergenekon dedimiz örgüt kimlerden oluşur bunu cevabı yok ve net değil çok mantık hatası var. Ayrıca devlet içinde bir örgüt olmadan da devlet çok rahat suç işler kitlesel olarak bugünki durum bunun örneğidir, Erdoğan emir verince herkes kendini hizaya sokuyor, üniversitelerin hepsi herkesi attı kaç üniversite karşı çıktı? 28 şubatta asker vardı eroğan yoktu, askerin emriyle millet hizaya geliyordu.

      Ergenekon operasyonları dediğimiz operasyonların ise, kesinlikle bir siyasi dava olarak görüyorum. Asla derin devleti ortaya çıkarma niyetleri yoktu, tamamen kendileri zıt insanları hapse atmak üzerine yapılan operasyonlardı. Yukarda bunu bir örnek ile izah etmeye çalıştım, Gene yalçın küçük gibi bir adamın örgüt lideri diye yargılanması stvde 2 tane dizide açık açık gösterilmesini düşünün ve gidin bu adamın 2 videosunu izleyin. Ve yarın bir gün gerçekler ortaya çıkarsa, emin olun Kemalletin Özdemir gibi o zamanki o büyük abiler, biz akp ile birlikte yeni türkiyeyi kurarken bize ayak bağı olacak kemalistleri ulusalcıları hapse doldurduk diceklerdir.Ve eminim hala kendilerini savunup o insanlar içeri girince Türkiye’de başörtü serbest olabildi , onlar bulundukları makamda kaldıkları sürece suç işlemeseler bile Türkiye’nin değişime engel oluşturuyorlardı diyeceklerdir. Bu operasyonların özü bu eski Türkiye’yi değiştirmek için bir güç gösterisiydi ,riske girmediler kim varsa engel olabilecek içeri atıldı. Göstermelik bir kaç tane suçluyu içeri attılar falan güzel bir tiyatro oynandı. Bakın ergenekon diyorum sadece balyoz-sarıkız darbe planlarına bir şey demiyorum. Zaten Ergenekondan içeri girenlerde bu darbe planlarını yapanlara gene 28 şubat ile e muhtırayı yapanlara lanet eder. Nasıl cemaat 15 temmuzu yapanlara lanet ediyorsa onların suçunu cezasını çekiyorsa onlarda eski darbecilere lanet eder. Cumhuriyet mitinglerinde gene ordu göreve pankartı açan grubun lideri kripto fetöcü diye içerde bugün şu upuzun sakallı ekrem dumanlıyla resimleri olan Gülen kitaplarını hediye ediyordu ekrem dumanlı buna, adını unuttum türk solu dergisinin başkanı işte. Bu olay bile çok şey gösteriyor aslında o adam cemaatten ise itiraf etmesi lazım, uzaktan öyle gözüküyor çünkü, ve o pankartları gidip orda açman ile cemaatin evine 2 silah koyup çete ilan etmeleri aynı şeydir. Ya zaten ama bu kemalistler darbeci ne var bunda bir taktik bu falan diyemezsiniz.

      Sonuç olarak şunu düşünün Cemaate pislik işlere bulaşanlar nasıl 15 temmuz hakkında susuyorlarsa, geçmişteki bu davalarıda savuncaklar. ÜSTÜNDE ZIPLAYARAK BU LAFI DİYORUM, Bugün tüm zulümlerin arkasında ERDOĞAN vardır. Ergenekon falan yoktur. Hala ergenekona vurgu yapanların niyetinin kötü olduğu düşünüyorum, bir gazeteci hala ergenekon diyorsa emin olun geçmişteki pislikleri cemaat üyeleri önüne koymasın diye hala böyle bir örgüt varmış algısı yaratmak için diyordur. Perinçek aldığı oy 100bin , kendini güçlü göstermeye çalışıyor, güçlü göstercikte prim elde ediyor. Verdikleri listeler doğru, herkesin her listesi dikkate alınıyor ama karar verici mercidekiler akplilier. Perinçek yapabilceği tek şey liste vermektir. Listesi de akplilere bulaşmadığı ölçüde dikkate alınıyor. 3-5 tanede ergenekondan içeri giren albayı tuğgeneral yaptılar. Yoksa o ergenekondan içerde 5 sene yatmış, TSK falan dönmemiş ekmek parasını kazanmaya çalışan çok kişi var. Öyle Ali türkşen gibi siyasete giren tvlere çıkan bunlar bir avuç. Perinçek ayrıca Erdoğanı arada tehdit ediyor diyorsunuz da uzun bir süredir övmekten başka bir şey yaptığı yok. Biz bu akpyide bitircez diyince Erdoğan niye umursamıyor açıkcası bimiyorum. Erdoğan fetö bylock olaylarında bile yargının işi diyor, gene 15 temmuzdan sonra kaç defa tabanı ibadet diye açıklama yaptı, yarın bir gün belki bu zulmü Perinçeğe yıkmanın altyapısını yapıyordur çünkü bunu yıksa maalesef herkes inancak. Bizim cemaatin tepe noktasınında işine gelcek bu, erdoğan aslında iyiydi bakın biz o yüzden birlikte yürüdük diyecekler, ergenekonda vardı işte biz kumpas kurmadık usul hatası var sadece diyecekler vb vb neyse igrenç şeyler bunlar. Herşeyin başı erdoğan gerçek bu, tüm kurumlarda tüm müdürlüklere kadar imam hatiplileri getirdi, Mit, polis, yargı tamamen kendine bağladı ve kendi adamları var. Askerede 15 temmuzdan sonra el attı. Ergenekon zaten askerde güçlü değildi gücü kırılmıştı. 15 temmuzdan sonra güçlü olmasını beklemek beyhude, hulusi akarın ordusu orası artık, 2. ordu komutanın erdoğanı alkışlaması falan , o ekip nasıl bir ekip görüyorsunuz demi, aynen kendine yakın o tarz askerle ile doldurcak orduyu. Odatvnin sürekli hulusi akara çakması falan sizde yanlış izlenim oluşturmasın. Ayrıca bu perinçek a.gül , ahmet davutoğlu, eksi genel kurmay başkanını falan da içeri tıkacaz diyordu. Yazdıkça yazılır bu mevzu, size önerim akp ne diyorsa sorgulamak lazım, ergenekon vardı kurunun yanında yaşta yandı diyorsa sorgulamak lazım.

  3. bir grup-kişi güçlü olmayı kendisi elde etmemişse, o gücü ona sunanlar istedikleri an ondan geri alırlar. güç kanununun değişmez kuralı budur. fetö diye içeri atılan kimler varsa özellikle asker seviyesindekiler bunlar ya karşı gücün adamı yada kendilerine engel çıkarabilecek kişiler olup bertaraf edilmesi gereken kişiler olmalı.

    bertaraf edilmelerini gerektiren sebep ne onu şimdilik bilemiyoruz ortaya çıkan hikayelerden bunu anlamak zor. sonuçta gerçek nedenler medyaya yansıyacak değil. ama şayet bunlar dış odaklı bir güce çalışıyorlar ise, ya gözden çıkarılacaklar yada kaybedilen imkanlar fazlasıyla geri alınacak bir hamle gelebilecektir.

    yapılan gizli anlaşmaların içeriklerini devlet sırrı olduğu için açıklanmaz ve komplo teorisleri üzerinden sadece anlanlandırılmaya çalışılıyor. bu nedenle neler dönüyor kim kimle ne anlaşmış bilemiyoruz. lakin gerçeklerin bir gün gün yüzüne çıkma gibi kötü bir huyu vardır.

    doğru cevabı bulmak için doğru soruları sormak gerekir ya, işte o surları dile getirmek gerekir.

    askerleri bilemeyiz ama diğer dışarıda tutuklananlar halkın içindeki insanlar, öğretmen, hakim, savcı, çaycı, memur.

    ya bu insanlar meslekleri kendilerini, gizlemek için kullanan şahıslar yada gayet normal birileri. bu kadar gizli ajan seviyesinde olmaları pek mantıklı gelmiyor çünkü çok pasifize insanlar bunlar. kendilerini savunmaktan acizler

    o zaman sorulması gereken soru şu. bu insanların tutuklanması kime ne kazandırıyor. kendimizi tutuklatanların yerine koyalım. bize ne faydası olur bu insanların hapis etmek. şimdiye kadar yazılan çizilen hiçbir neden doğru cevap gibi gelmiyor. taşlar yerine oturmuyor. tüm açıklamalar havada kalıyor. bilgiler birbiri ile örtüşmüyor, bazı bilgiler zamanla değişime uğruyor. kurgular çelişiyor.

    tez ve antitezler hep tarafgirlik olarak yazılıp çiziliyor. gizem filmleri gibi sürekli katil kim sorusunun cevabı değişiyor. tam buldum bu derken başka bir ipucu devreye giriyor.

    • erçekler hiç gün yüzüne çıkmayabilir, gerçeklerden kastınız ne bide o önemli, her şey aydınlanması mı ? Yoksa 15 temmuz ile ilgili aydınlanan çok şey oldu, onları niye görmezden geliyorsunuz ki ? Yarın bir gün gerçekler aydınlandığında siz hala gelecekte bazı şeyler ortaya çıkacak diyebilirsiniz. Çünkü gerçekler ortaya çıktığında siz o gerçekleri gerçek olarak kabul etmiyorsunuz.

      Darbe harici fetö üyesi diye tutuklanan herkes asker- polis farketmez, bu cemaate bir şekilde bulaşmış kişilerden oluşuyor. Hiç alakası olmayanlarda olabilir, devlet bir delil tespit ettiğinde o delil ile %60 tespit yapcaksa %40’ı umursamıyor onlarda girsin içeri diyebilir. Bu oranlar değişebilir. Bylockta öyle oldu 100 bin kişi mi ne tespit etmiş, 10 binin alakası olmadığı çıktı daha kaç bin kişi daha var bylockta alakasız. Alakası olanda dediğim gibi cemaate bir şekide bulaşmış kişiler yolu kesişmiş kişiler. Askerde de bu durum az çok böyle. Darbeyi yapan askelere gelirsek onlardan da itirafçı olanlar oldu, general seviyesindekiler konuşmuyor şuan. Darbeci sivillere gelirsek net bir şekilde bu cemaatin üst düzeyleri Tsk imamları müdürleri. Siviller konusu çok net, adam tarla bakmaya gittim diyor oraya.

  4. gerçekler hiç gün yüzüne çıkmayabilir, gerçeklerden kastınız ne bide o önemli, her şey aydınlanması mı ? Yoksa 15 temmuz ile ilgili aydınlanan çok şey oldu, onları niye görmezden geliyorsunuz ki ? Yarın bir gün gerçekler aydınlandığında siz hala gelecekte bazı şeyler ortaya çıkacak diyebilirsiniz. Çünkü gerçekler ortaya çıktığında siz o gerçekleri gerçek olarak kabul etmiyorsunuz.

    Darbe harici fetö üyesi diye tutuklanan herkes asker- polis farketmez, bu cemaate bir şekilde bulaşmış kişilerden oluşuyor. Hiç alakası olmayanlarda olabilir, devlet bir delil tespit ettiğinde o delil ile %60 tespit yapcaksa %40’ı umursamıyor onlarda girsin içeri diyebilir. Bu oranlar değişebilir. Bylockta öyle oldu 100 bin kişi mi ne tespit etmiş, 10 binin alakası olmadığı çıktı daha kaç bin kişi daha var bylockta alakasız. Alakası olanda dediğim gibi cemaate bir şekide bulaşmış kişiler yolu kesişmiş kişiler. Askerde de bu durum az çok böyle. Darbeyi yapan askelere gelirsek onlardan da itirafçı olanlar oldu, general seviyesindekiler konuşmuyor şuan. Darbeci sivillere gelirsek net bir şekilde bu cemaatin üst düzeyleri Tsk imamları müdürleri. Siviller konusu çok net, adam tarla bakmaya gittim diyor oraya.

  5. Paylaştığınız için okudum da boşuna zaman kaybı..15 Temmuz neden yapılmış.? Bir köylü kasabalıdan dinleyin de itiraz edin hadi.!
    15 Temmuz dan önce hiç bir mahkeme “silahlı terör örgütü üyesi” diye karar veremediler..Kararlara bakınız “Silahsız terör örgütü” diye geçer..15 Temmuz da bu “konuyu” hallettiler..

  6. Sayın Uslu öncelikle uzun bir aradan sonra tekrar sizin yazılarınızı okumak güzel, değerlendirmeleriniz kısmen doğru olsa da hepsine katılmak mümkün değil . Türkiye yi dışarıdan sınırlı takip ettiğiniz çok açık belli. RTE için söylediğiniz batıya karşı Rusya ve İran bloğuna yanaştı kısmen doğru olsa da bence bir denge politikasından ibaret zira makyavalist bir kişiliğe sahip olan RTE menfaati neredeyse orada görüyoruz kendisini. Batı kendisini devirmek isteseydi Rusya ve İran a yaptığı gibi ekonomik askeri ambargolarla bunu çok rahat basarabilirdi. Ama görüyoruz ki hala ekonomi batıdan gelen ucuz kredilerle ayakta duruyor.Askeri olarak da ciddi bir ambargo uygulamada gözükmüyor hâlâ diplomasi trafiği işliyor . Türkiye ile ilgili siyasi gelişmeleri anlamlandırmak için bence dışarıdan çok içerideki dinamiklere bakmanın daha doğru olacağını düşünüyorum.15 Temmuz olayı tıpkı diğer darbeler gibi Osmanlı’nın yıkılışı ile ülkenin hassas kurumlarına nüfuz etmiş gayrı milli yapıların dışarıdan da destek alarak içerideki milli vatan evlatlarını tasfiye etme operasyonudur ve bu şimdilik başarılı olmuş gözükmektedir. Ama bu sürdürülebilir bir durum değildir çünkü Türk milletinin vatansever akıllı, basiretli, erdemli evlatları bu oyunu görmüştür ve durumu tersine çevirebilecek iradeye, cesarete ve kabiliyete sahiptir.

  7. son zamanlarda bu kadar saçma ve boş bir yazı okumamıştım. koyunun olmadığı yerde daha nice keçiye abdurrahman çelebi diyeceğiz o anlaşılıyor.

    “15 Temmuz’un aktörlerini, yani kimin yaptığını, tespit etmek o kadar zor değil. Nitekim, her şey de ortada zaten. 15 Temmuz, Rusya’dan bağımsız düşünülecek bir hareket değildir. Türkiye’deki Avrasyacı ve İrancıların, “Batıcı ve Amerikancılara” karşı kurduğu kanlı pusunun adıdır 15 Temmuz…”

    bu satırları yazacak kadar boş beleş bir adamı analizci araştırmacı falan diye cemaat medyasında baş tacı ettiler.

    abd ile rusya çekişiyormuş. erdoğan rusçu imiş, ordudaki nato subaylarını temizlemiş falan. e bunu zaten youtubedaki troll hesabları anlatıyor. onlar asgari ücretle çalıştıkları halde çok daha iyi iş çıkarıyorlar. bisimit var mesela, yarım saat dinleyenin zekası yüzde on geriliyor, o bile anti amerikancı akp kurgusunda daha iyi. bu kötü bir kopya olmuş.

    yazıda kaale alınacak tek nokta. darbeden önce davutoğlu el çektirilmesi vurgusu olmuş. davutoğlu başbakanlıkta bırakılsa bu tiyatroyu bu kadar laubali oynamazlardı. fakat yazar 15 temmuz sonrası mavi marmara anlaşmasını nedense atlamış. herhalde bisimitin kurgularına uymuyor ondan.

Comments are closed.