Yavuz Caner Aktekin, The Circle

Güya birbirleriyle vakit geçirmek için bir araya gelindiği, fakat asıl maksadın maharetlerin sergilenip birbirine caka satmak olduğu, samimiyetsiz ortamlarda çokça görebileceğiniz basit bir davranış modeli vardır.

Kendini tam bulamamış kişiler, bu tarz ortamlarda, zihninin derinlerinde, üzerinden caka satabileceği bir özellik veya güçlü bir tarafını bulmaya çalışır. Sonrası malum…

Muhabbet dediğiniz ortam aslında kendinizi yüksek fiyattan satışa sunduğunuz bir sosyete pazarına döner. Bu ortamlarda çokça vakit geçirirsek ve bundan aldığımız geçici lümpen lezzeti bırakamazsak, belli bir zaman sonra ‘iyiyi sürekli kendinde arayan ve iyiye kendi sıfatlarını yakıştıran; kötüyü de sürekli öteleyen’ biri olmamız maalesef kaçınılmazdır.

Size hastaca gelse de hayatın sıradanlıklarındandır bunlar. Böylesi davranışlar üzerinden toplum içerisinde okuyabileceğiniz o kadar durum vardır ki, bugün ucunu biraz kendimize batıracağım iğnenin. Çok da kusura bakmayın.

Sen gibi 20’lerinde bir genç bunu nereye bağlayacak, ne tecrüben var ki senin diyebilirsiniz. Fakat 5 yaşındaki bir çocuk dahi gördüğü bir arabanın rengini doğru söyleyebiliyorsa, görüneni anlatmak için yaşın bir anlamı olmadığını düşünmek gayet kabul edilebilir olsa gerek.

Neyse, konuyu dağıtmadan bağlamak istediğim yere bağlayayım.

Yukarıda anlatmaya çalıştığım tip herkesin olmaktan korktuğu bir tip değil mi? Üzülerek ifade edeyim, olmaktan korkacağımız insan bize anlatıldığı zaman ‘ay böyle şey mi olur şekerim’ deyip kaç kere şekerlediğimiz o şeylerin cinayetlerini hem o andan önce zaten işlemişizdir veya anlatıldıktan sonra da işlemeye devam ediyoruzdur? Elinizde bir sayı var mı? Benim yok.

En başta size açmaya çalıştığım karakteri, olmaktan korkacağınız bir tip olduğunu düşündüğüm için verdim. Belki de zamanın en korkunç hastalıklarından biri olan ‘iyiyi sürekli kendinde arama ve iyiye kendi sıfatlarını yakıştırma; kötüyü de sürekli öteleme ve başkasının bulma’  acaba bizde patolojik düzeyde var da, çevreye zararsız fakat kendi hastalığını reddeden bir şizofren gibi etrafta mı dolaşıyoruz?

Sonunu getireyim de maksat hasıl olsun.

‘Kendi iyilerimizi’ belirledikten sonra, bir başkasında onu gördüğünüzde alkışlayıp, kendi iyimiz dışında bir davranış sergilediğinde yerin dibine batırmaktan vazgeçmemiz gerekiyor!

X şahsı elindeki can sermayesiyle bir diktaya karşı dururken arkasında durup, kendi hareketinize laf çaktığında yaptığı her şeyi bir anda silmek yukarıda olmaktan korktuğunuz kişinin ortaya koyacağı hastalıklı bir tavırdır.

Bunu bir de tersten okuyalım. X şahsı hapishanedeki 700 bebek ve annesini dile getirip bu haksızlığın orta çağda bile olmadığını anlattığında onu CEMAATÇİ yapıyorsanız ve X şahsının söylediklerini ‘sizin hoşunuza gitmeyen, anlamını kendiniz doldurduğunuz ve yakıştırdığınız sıfatlar’ üzerinden okumaya başlıyorsanız yukarıda anlattığım olmaktan korktuğunuz kişinin ortaya koyacağı bir tavrı çoktan sergilemişsiniz demektir.

Tüm sıfatlardan ötede sadece ‘insan’ kalabildiğimiz günlere özlemle…

2 COMMENTS

  1. “X şahsı elindeki can sermayesiyle bir diktaya karşı dururken arkasında durup, kendi hareketinize laf çaktığında yaptığı her şeyi bir anda silmek yukarıda olmaktan korktuğunuz kişinin ortaya koyacağı hastalıklı bir tavırdır”
    Kesinlikle..

  2. Selam sana;
    Yaşın genç olsa da bazı yaşlılardan erdemli yazmışsın. İşine geldiğinde doğruya doğru, işine gelmediği zaman doğruyu ketmeden hatta yalan söyleyen, inkar eden olacaksın. O halde nerde kaldı insan olmak. Kur’an insana inmiştir. Önce insan olmak gerek.
    Cemaatin yanlışlarının yılmaz savunucuları, şunu biliniz ki; cemaatin ayağa kalkmasının önündeki en büyük engel sizsiniz. Zannediyorsunuz ki cemaatin sevdalılarısınız. Sevseniz öldürmezdiniz. Akp zihniyetinden hiç farkınız yok. Hizmeti akp ye benzettiniz. Kendinize çekidüzen vermezseniz nasıl düzeleceksiniz ki! akp zihniyeti derken şunu kastediyorum; akp ye kayıtsız şartsız oy veren seçmenleri tahammül edebilirseniz sosyal medyada birkaç saniye dinleyin ve orada akp nin yerine hizmeti koyalım imdiiiiii düşünelim. Yaw ne kadar da benzermişiz. Hep karşıyı suçlamak. Aklını teslim etmek. Zerrece düşünmemek. Dün birilerine yaptıkların bugün sana yapılınca uzaklardan ciyak ciyak ötmeler. Cezaevlerinde yapılan işkenceler ve Türkiye hapishanesindeki zulümlere ciğerimiz yanarken yurt dışındaki hiç bir şey olmamış gibi davranan muhteremlerin yazan tuzu kuruların yazı düşünce ve tavırları daha bir acı. Yanlış ve hatalarımız yüzünden bunca insanın mağduriyetine sebep olarak tövbe istiğfar edeceğimize, doğruyu söyleyip yol gösterenlere laf yetiştiriyoruz.
    Yol iyiydi, araba yeni ve bakımlıydı, şoför kurallara tam riayet ediyordu da ARABA NİYE DEVRİLDİ? Biz niye şarampoldeyiz muhteremler?
    Sen yaz delikanlı. İftira atmadan, incitmeden, yalansız yaz. Yolun açık olsun delikanlı.

Comments are closed.