Kendinizden kısaca bahseder misiniz?

Merhaba ben M.A. Ailesi mütevelli olması hasebiyle Hizmet ile tanışma yılları çocukken babası ile katıldığı hararetli mütevelli toplantılarının olduğu 90lı yıllara denk gelen ve Hocaefendinin arkasında 10 kişi kalsa 11.ben olurum diye düşünen biri olarak kendimi hizmetin çocuğu şeklinde tanımlıyorum. İktisat fakültesi okumak için gittiğim İstanbul’daki ikinci yılımda aldığım, kendimi bu yola vakfetmeliyim kararı ile memuriyeti kafamdan silip, aktif hizmet hayatını tercih ettim. Hayatımın en verimli yılları diyebileceğim, gençliğimin 11 yılını gerek talebe, gerekse esnaf hizmetlerinde aktif olarak geçirdim. 15 Temmuz hadisesinden sonra babam ve kayınpederim tutuklandı. Birisi hala tutuklu. Benim de eşimin de tüm ailesi hizmetten olması yönü ile hepimiz sıkıntı yaşıyoruz. 15 Temmuz’dan sonraki altı ay incir, zeytinyağı sattım daha sonra uzun bir tefekkür dönemi diyebileceğim evde geçen altı aydan sonra şimdilerde e-ticaretle uğraşıyorum.

2010 dan sonra hizmet?

Son yılları ortak akıl ve istişare kültürünün yok olduğu yıllar olarak tanımlıyorum. Türkiye’nin kendi dinamikleri içerisinde kurulan eski kapalı devre abilik müessesesi bir dönem misyonunu eda etmiş, ama artık kendini yenileyemiyor ve hizmetler adına tıkanmalar yaşatıyordu. Bir saat içinde (saydım) 80 defa ben kelimesini kullanan abilerle çalıştım. Muhalif her sözün bastırılıp, sahibinin ayağının, tayin adı altında kaydırıldığına pek çok insan gibi ben de şahit oldum. Abiler düşünüyordur zaten, birşey düşünülecekse biz düşünürüz, senin düşündüğünü biz düşünmüyor muyuz, bilmediğin şeyler var şeklindeki abi ifadelerin iflas ettiğinin artık hepimiz farkındayız. Sözüne güç katmak için sanki her gündem Hocamızdan geliyormuş ve cemaati en kılcallara kadar o takip ediyormuş havasının verilmesi neticesinde sorgulama,eleştiri kültürü ve üretkenliğin önünün tıkadığını düşünüyorum.

Dershaneler krizi ile başlayan sürecin doğru yönetilememesi, gazete ve tv nin yanlış yayın politikaları, devlet tarafından mağdur edilmiş/edilen mahallelerin(kürtler,ermeniler, aleviler,gezici gençlik vb) sesi olamama, onları tam kucaklayamama, olduğundan büyük görünmeye çalışmalar, gazetenin gerçek olmayan 1milyon tirajı(bir kişiye 10abone, hedefleri tamamlayamayan imamların burs diye toplanan paraları okunmayan gazetelere yatırması), kendini bürokratların üstünde gören abiler, bilerek veya bilmeyerek cemaati Ankara’nın koridorlarındaki pisliklere bulaştıran abilerin yol açtığı tıkanıklıklar vardı. Olması gereken abi profili ile olan arasında açılan makas, ortak aklın adete katledilmesi ile de birleşince, baylok fiyaskosunda kırıldı. Sıradan bir bilgisayar mühendisine dahi sorsanız bunu kimin indirip, kullandığının belli olacağını söyleyebilecekken, onca insanı adeta aynı küfeye koyma basiretsizliğini gösteren abiler bir gaflet içerisindeydiler. 2. Köz vakası diyebileceğimiz Adil vakası da gösteriyor ki insanoğlu aldanabilir, kimseye sorgulanamaz bir pozisyon ve yetki verilmemeli.

Artık Hizmet adına yapılan herşey şeffaf olmalı. Akıllarda acaba başka Adiller var mı, hala etkinler mi, nerede ve hangi pozisyondalar sorusunun olduğu yerde artık sorgulanamayan abilik diye birşey olamaz.  Bu saatten sonra duysam ki(kendisini tenzih ederim) Osman şimşek ayrılmış, aleyhte konuşuyormuş, zerre kadar sarsılmam, olabilir, yolu açık olsun der geçerim.

Tablo nasıl görünüyor?

Hocaefendi kriz yönetiyor; bana kalırsa taa 90’larda yıkılası dediği abilik müesesesinin artık işlemediğinin o da farkında ama şu an ani bir değişime, birileri yönledirmediğinde bireysel inisiyatif alamayacak taban da tam hazır değil, konumunu kaybetmek istemeyen bazı statükocu imamlar da hazır değil, yeni adillerin çıkmaması için yumuşak bir geçiş olmalı ve bunun için şartların da olgunlaşması gerek. Artık Hizmet hareketi tek çatı altında hiyerarşik yapılanamaz; ciddi seviyelerde yaşanan ihanet ve itirafçılık olaylarından sonra kırılan güven kristali neticesinde, kim kimin abisi olacak, bu davanın çilesini içerdeki mi daha çok çekiyor dışarıdaki mi, kim daha çok diyet ödedi, eskiler mi, yeniler mi? Veya hapse girmemiş, işkence görmemişler olmadığı imtihanın masumu mu? Bundan sonra hareketin tekrar tek çatı altında organize olabileceğine ihtimal vermiyorum. Buna gerek de yok zaten, fazla güç veya güçlü görünme, en masum hizmetleriniz adına bile insanlarda endişe uyarabiliyor, artık daha çok yerelde ve yatay organize olunmalı. Kalifornia hizmeti ile Fransa hizmeti birbirine 180 derece zıt görüşlere sahip de olabilir, lokalin kendine has şartları ve yöntemleri olmalı. Tayin yöntemi ile değil yerelde nitelikli, donanımlı, keyfiyeti ve gayretleri ile öne çıkan bir arkadaş koordinatör olarak seçilmeli, yapılan işler şeffaf ve denetlenebilir olmalı. Bir beldede karar alıcı kimse vitrinde de o olmalı, CIA raporlarında karar alıcı başka, vintindeki başka yazmamalı, yazdırılmamlı. Der Speigel’in yazdıkları ve Batılı bazı kurumların tutumundan da anlaşılacağı gibi batının şeffaflık noktasında cemaatle alakalı şüpheleri yok değil. Batı hareket mensuplarına asgari insan hakları ve uluslararası mülteci yasaları gereği sahip çıkıyor, yoksa baştacı etme durumu yok.

Nasıl olacak?

Artık bireysel gayretlerle bir araya gelip bir şeyler yapılırsa yapılacak. Mesajı alabilen bunu hayatının içine yedirip tatbik etmeli. Eserler ve ilkeler ortada, Hocamız olmasa dahi yapılacaklar belli. Hocaefendi yeniden bir sistem kurmadı, kurmayacak bence Cemaati geleceğe hazırlıyor Allah gecinden versin vefat ettiğinde pek çok alimin cemaatinin başına gelen hareketin de başına gelmesi muhtemeldir. Burada takip edilmesi gerekli olan yol eski abiymiş demeden ilkeler çerçevesinde hareket etmek, nitekim 12 kola ayrılan Risale cemaatleri de başındaki zatlar aynı üstada talebe ve aynı kitapları okuyorlardı ama içlerinden bazıları cemaati adeta skolastik düşünce batağına sapladı bugün pek çoğu zulmun safını tercih etti. Burada okumanın değil anlamanın önemi ortaya çıkıyor. Artık benim için eski abi vs yok, varsa yoksa Hocaefendi ve ilkeler var. Bundan sonra bu hareket daha çok felsefe boyutunda ilerleyecektir. Beklenen bahar adına imanına talip olduğunuz bütün bir insanlığı tek bir hareket çatısı altında toplayamazsınız, zaten mesele de insanların hizmeti kabul etmesi değil islamı doğru anlaması. Hocafeendi’nin şahsında ve eserlerinde bunu fark ettiği zaman batıda ve doğuda (müslümanlar ve gayri müslimler arasından) İslamı doğru anlayıp, yorumladığı takdirde çok güzel açılımlara vesile olabilecek donanımda insanlar var ve onlar bu işi alıp ileriye taşır. Hizmet insanları geçmişte ve günümüzde müspet duruşu ile insanlığa örnek olmaya çalıştı ve bir misyonu eda etti. Artık karşımızda gelişen teknolojileri ile yeni bir dünya düzeni var, bu düzene ancak hareket bünyesinden çıkan genç nesiller adapte olabilir ve gelecek adına üretilen projeler bu gençler sayesinde hayat bulabilir. Bu açıdan artık eski abilerin gençlerin önünden çekilip gölge etmemesi gerekir. Şayet hizmetin kayyımıyetini kendi kayyımiyeti ile birlikte gören, adeta akp kafasına bürünmüş statükocu zihniyet taşıyan abiler varsa ve biz kenara çekilirsek hizmet yıkılır diye düşünüyorlarsa büyük yanılgı içerisindeler. Statükocu imamlar yeni projelerin önünün açılabilmesi adına yetkiyi tabana yaymalı eğer bunu yapmıyorlarsa yerelde gelişecek alternatif projelerle statüko işlevsiz hale getirilerek yetkileri yereldeki hizmet insanlarına paylaştırılmalı. Bunun olabilmesi için bireysel gayretlerin artması gerekli.

Neler yapılabilir?

Artık hizmet gündemleri Bamteli’nde takip edilmeli ve Bamteli canlı yayınlanıp 1 saniyesi bile hiçbir surette kesilmemeli.
Mesela başta İsmail Sezgin olmak üzere patreon hesabı olup tam veya yarı zamanını mağduriyetleri duyurma ve insanlık adına yararlı projelere ayırmak isteyenlere destiğin artması lazım ki bu yolla başkalarıda bireysel gayret göstermeye cesaret bulsun.
Statükocu imamlar tarafından küstürülüp kenara çekilen pek çok arkadaş var bu arkadaşlar bireysel çalışmalar bünyesinde tekrar kazanılmalı
Bunca insan maddi zorlukla boğuşurken, hizmetin artık maaşlı hadimi olmamalı. Eğer bu hizmetten birisi maaş alacak ve tam zamanlı hizmet edecektiyse bunların başında Kurucan gelir, Hocamızın Kurucan’ın çalışmasına müsaade ederek verdiği mesaj ve onun da adeta hamallık ederek hal dili ile örnek oluşu da gösteriyor ki artık maaşlı kadro dönemi bitmeli. Kimse merak etmesin işler aksamaz, bu iş Allah’ın, akşam toplantıya işten yorgun gelen imamı karşısında gören mütevellide, işe sahip çıkma refleksi tetiklenir ve belki de nasıl olsa bu işin bir sorumlusu var, bizim gayret ve düşünmemize çok gerek yok deme konforunu yaşayan arkadaşlar da bu konfordan vazgeçme kararı alır ve ortaya katılımlı büyük bir sinerji doğar diye düşünüyorum.
Türkiye acilen tahliye edilmeli ve buna yönelik projeler geliştirilmeli.
Dışarı çıkanların Türkiye’ye geri dönmeyi akıllarından çıkarması gerek,vasatlar ülkesi olan Türkiye’de işler düzelmeyecek, bahar dünyada geldikten sonra anca Türkiye’de gelebilir, hizmete karşı yakın körlüğü yaşadığını düşündüğümüz Türkiye insanın 90% fetö diyor.

Neden acaba? Sırf güzel işlerinize haset ettiği için mi yoksa cevabın bu olduğunu sanacak kadar seçilmişlik ve Cemaat enaniyetine girildiği için mi?

Yeniden toplanıp insanlık adına faydalı projeler üretebilmenin önündeki en büyük engelin finans problemi olduğunu düşünüyorum. Geleceğin fikir işçilerinin pek çoğu geçim sıkıntısı ile boğuşuyor şu durumda plan proje üretmesi pek mümkün değil. İş ve istihdam projeleri üretilmeli, arkadaşlar nebevi metod olan ticarete yönelmeli başta Amazon olarak E ticaret platformlarında yer almalı. Para itici güç,  dünyanın her yerinde insanlık yararına ulusal ve uluslararası faaliyet gösteren stk lara üye olunup maddi ve emek desteğinde bulunulmalı bu yolla sadece kendinin mağduru olmadığı derdinin insanlık olduğu gösterilmeli.
Kadınlara daha çok söz hakkı verilmeli, bu konuda ikircikli tavırlardan uzak durulmalı yoksa batı insanı sizi dinlemez.

Son teklifim herkesin makul karşılayacağı isimlerden oluşan bağımsız bir heyet kurulmalı, toplantılar yapılıp sonuçlar gidilip Hocaefendi’ye doğrudan raporlanmalı ve bu heyetin içinde olmazsa olmaz diyeceğimiz isimlerden ilahiyatçıları temsilen kurucan, gazetecileri temsilen Balcı ve akademisyenleri temsilen Yılmaz bir de silikon vadisini temsilen bir teknoloji uzmanı arkadaş muhakkak olmalı.

8 COMMENTS

  1. Hocaefendi ve ilkeleri dememişsiniz. Kitaplar orda demişsiniz de. Hizmetin yaptığı çoğu şeyin Gülen bilgisi dahilinde yapıldığı söyleniyorki. Bir kere Gülen kitap yazmıyor, sızıntı hariç, vaaz veriyor onlar sonra kitap oluyor. Umum vaazları kitap oluyor, bide kapalı kapılar ardında verdiği vaazlar var. 28 şubatta çıkan kaset bunun örneği, o kasette makul şeyler demiyordu. Aynı bunun gibi soru çalma fetvasını Gülen’in vermediğini nasıl bileceksiniz. Eğer o veriyorsa diğer kitaplarınada sorgu ile bakın diye diyorum bunu. Hizmet= din mevzusunuda Gülen kendi vaazlarında oluşturuyordu, üstü çizili isimler diyerek. Osmanlıyı meşrulaştıran gene Gülen. Rüyaları bu kadar önemli noktaya getiren gene Gülen. Gülen’i kötülemek için demiyorum ama, o büyük abilerin kendi başlarına bu işleri yaptıklarını neye dayanarak diyorsunuz ki. Herkes mutlu olacağı şekilde gerçeklere insansın ne diyeyim.

  2. Kurucan tarafsiz kalmadi, mudahale edebilecekken sustugu konular oldu! bundan sonrada tarafsiz olmasi cok zor…
    Sayin yazar, birde sevdiklerinizin boyunlarini bukmeyin!

  3. 60 dakikada 80 defa “ben” diyen abinin, dediklerini doğru saydınızmı bilemiyorum ama “Merhaba” kelimedinden hemen sonra “ben” diye başladığınız 15 dakikada okunabilecek röportajda “ben”, “kendim” ve birinci tekil şahıs halinde kullanılan “32” kelime var. Saatte 128 yapar. Kardeşlik havuzunda erittiğiniz egonuzu hiçe sayarak kullandığınız “biz” kelimesini hesaba davet etmedim…

    • Supersin..arkadas zaten kendi adina röportaj yapmis ne diyecek o bu boyle dusunuyor mu diyecek. Abisi hiznet adina kendi borusunu otturmus onu demek istiyor. Kiziyorlar s.genc bamteli dinlemiyorum dedi diye allah askina son yillarida hangi mut heyeti dogryu durust he dinledi ki. Allah basiret versin isler zor insallah rabbim herkesi hizmetimizde daim eder..

  4. “Benim için HE ve ilkeler var” diyorsun. “Adil vakası” diyorsun. “Yatay organizasyon yapısı”ndan bahsediyorsun. Adil o gece defalarca HE ile ne görüştü, “namazı bozun, çok önemli” dedikleri şey neydi? Senin Adil üzerine atmaya çalıştığın suç bizzat HE tarafından emredilmişse ne diyeceksin. Neredeyse aynel yakin derecesinde ispatları var.

Comments are closed.