Kendinizi tanıtır mısınız?

Bir dönem sizin öğrenciniz oldugumu hatırlatarak başlamak isterim. Aile çevremin etkisiyle orta okul ve liseyi Hizmet (cemaat) okullarında okudum.

Gayet başarılı sayılabilecek öğrenciydim.

Üniversiteyi Türkiye’nin en iyi üniversitelerinden birinde okudum.

Sonrasında bir kamu kurumunda iyi sayilabilecek bir mesleğe sahip oldum. Süreç sonunda da yurtdışına çıkabildim. Şimdi yalnız, kendi halimde yaşıyorum.

17 Aralık Süreç’inden bu güne gelişmeleri nasıl yorumluyorsunuz?

15 Temmuz öncesinde kadar, bu dönemi 17 Aralık sonrası olarak da ifade edebiliriz, ufak tefek yanlışlıklar görsem de içinde bulunduğum grupta Hizmet tandanslı insanların çoğunlukta olması, kendimi bu grup içerisinde rahat hissetmem, bu insanların iyi insanlar olması sebebiyle gerek Hizmet’e gerekse de Hocaefendi’ye bir olumsuzluk beslemedim.

Süreç’i bir hak mücadelesi olarak gördüm. 17-25 Aralık sonrası da sözü edilen bir  paralel yapıya inanmadım.
15 Temmuz sonrası, yakın çevremin tamamına yakını bir yerinden bu zulmün muhatabı oldu. Önemli kesimi de adli işleme maruz kaldı ve hala hapiste yatmaktalar.

Ben de büyük bir şansla yurt dışına çıkabildim. Yurtdışında Hizmetle ilgili insanlardan uzak durmaya çalışıyorum. Ruhumu, vicdanımı dinliyorum.

Bu arada 17-25 Aralık öncesiyle de ilgili en çok kendimi suçluyorum. Yanlışa yanlış diyemedik.
Bizzat AKP için kapı kapı oy topladık.

Süreç’i bireysel olarak nasıl tecrübe etmektesiniz?

İlk gÜnden itibaren arkadaşlarım işten çıkarıldı, hapse atıldı. Ben de hep bu korkuyla yaşadım. Ben de işten atildim. Ancak, çok şükür ki yurtdışına çıkabildim.

Buralarda hizmet dışı insanlarla irtibat kurduğum için, çok daha farklı hayatları, kültürleri de yakından tanıma fırsatlarım oluyor. Keşke çok önceden bunu yaşayabilseymişim. Kapali bir kültürde bir nevi kült hayatı yaşıyormusuz önceden.
Şu anda arkadaslarımın acılarını yaşıyorum. Çok korku yaşadım, ancak benim yaşadıklarım onlarınkinin yanında anılmaz bile…

Şu anki durum itibariyle Hizmet’le olan münasebetiniz?

İrtibatım sıfır. Kalben de zihnen de hiç bir irtibatım kalmadı.
Sadece Hizmetle değil dinle de arama mesafe girdi. Allah’la irtibatımı korumaya çalışıyorum. Ama yaşadığım bu travmayla birlikte bunda da zorlanıyorum.
Diğer yandan elimden geldiğince mazlum kişilere yardım etmeye çalışıyorum buralardan. Onlar için dua ediyorum. Belki de her anım hapisteki arkadaşlarımla geçiyor. Onlar bunu kesinlikle haketmedi. Yaşadığım en büyük travmadır.

Keşke bu acılar yaşanmasaydı, keşke çok önceden yanlışa bağıra bağıra yanlış diyebilseydik! Keşke, keşke…

4 COMMENTS

  1. “Sadece Hizmetle değil dinle de arama mesafe girdi. Allah’la irtibatımı korumaya çalışıyorum. Ama yaşadığım bu travmayla birlikte bunda da zorlanıyorum.”

    Bu anlayış zaten dine hiç yaklaşmamış birinin anlayışı. Cemaatin seçilmişlik vaadine tav olmuşsun. O da boş çıkınca….

    Kalem 38-39 “O kitapta: ‘Beğendiğiniz her şey sizin, diye mi yazılı?’ Yahut bizden, her ne hükmederseniz mutlaka öyle olacağına dair Kıyamete kadar sürecek kesin sözler mi aldınız?”

    Bakara 80 “Sen onlara (yahudilere) de ki: “Siz bunun için Allah’tan söz mü aldınız? -Eğer böyle ise, Allah verdiği sözden dönmez-. Yoksa siz Allah’a karşı bilemeyeceğiniz şeyleri mi söylüyorsunuz?””

    Kurtaracak olan yolda olmaktır, menzile varmak sebeplere değil külli iradeye bağlıdır.

    Seçilmişlik inancıyla diğer tüm müminleri küçümseyip, ayak altında dolaşan haşerat gibi davranmak, insanlığın diğer kavimlerine bu muameleyi layık gören yahudi anlayışını hatırlatıyordu hep bana.

  2. Cok iyi demissin Mehmet A.
    Bu arada yazarin yardimada ihtiyaci var. Tabandakilerin dogruyu gorebilmeleri icin, devletimizin, sicak ve sefkatli yuzunu gostermesi lazim.

    Cemaat icerisinden, elestirilerin dozu her gecen gun artiyor.
    Onceleri, insanlar tevillerle birseyler soylemeye calisiyordu. Hatta bazi tevilli yorumlar yayinlanmiyordu bile!
    Simdilerde, daha net ifadeler ve elestiriler goruyoruz.
    The cirle’da cesaretle yayinladigi icin tesekkurler.

    Yazarin imanini sorgulatma seviyesine getiren o zalim ve munafik abilerinin vay haline, ve bunlara sahit olup susanlarin!

  3. Cok bilmis Mehmet A., bilakis kendini secilmis saniyor! Ben de bu surec sonunda ateist olan birisiyim. Belki olur da merak ederlerse ben de hikayemi anlatirim burada. Her turlu olumsuzluga, abilerin gelecegim ile ilgili alakasiz kararlarina husnuzan duydum. Hizmet sayesinde degil, hizmete ragmen ABD’deki isimde basarili oldum. Ne olursa olsun vardir bu isin icinde bilmedigim birsey diye abileri yine de dinliyordum ogrenciyken. Ta ki herseyi sorgulamaya basladim, mutluluk o zaman geldi. Hala Mehmet A. gibi enaniyetleri gorunce verdigim karardan daha da mutlu oluyorum. Neymis, secilmislik vaadine tav olmusmus, aslinda gercekten bu ise inanmamismis… Sevgili abi, lutfen biraz uzaktan yuru, harcama insanlari daha fazla, insanlar size kalben inandi vaktiyle. Bir de kurandan ayet gosteriyor, insanliktan ornek goster bence. Adam herseyi sorguluyorum diyor, farkindasin degil mi? Su enaniyet sahibi abiler mahfetti hizmeti zaten. Neyse, sinirledim yine… Umarim yayinlarlar.

Comments are closed.