Kendinizi kısaca tanıtınız. Eğitim ve iş durumunuz nedir?

Ülkücü bir ailede doğup büyüyen ve ortaokul 1. sınıftan itibaren Hizmet’le tanışıp daha da ayrılmamış Hocaefendi’nin talebesi olma yönünde çabalayan bir insanım. 2014’te Türkiye’de Matematik Öğretmenliği bölümünden mezun oldum. 1 sene boyunca dil kursunda eğitim görüp 2015 in sonu itibariyle yurtdışında bir ükeye öğretmen olarak göç ettim. 3 yıldır, aynı ülkede iki farklı şehirde öğretmenlik yaptım. Şu an itibarı ile farklı bir ülkeye geçiş yapmak için çabalıyorum.

17/25 Aralık Süreç’inden bugüne, gelişmeleri nasıl yorumluyorsunuz?

O süreçte ben Türkiye’de bölge dediğimiz yapının içersinde vazifeli idim. Ailemin siyasi durusu ve beni yetiştirdikleri atmosfer nedeniyle oldum olası AKP ve etrafındakilerini hiç sevmemişimdir. Babamdan yıllardır duyduğum “bunlar sizi kullanıyor, yarın hasminiz olur” nutuklarını duyageldiğim için Hizmet ve AKP arasının önce dersane sonra 17/25 Aralık ve en son Hocaefendi’nin “Beddua” sohbeti ile kademe kademe ayrılmasından son derece memnundum. Aklımdaki bütün soru işaretleri gitmişti.

Büyük talebe hizmetleri, devasa himmet toplantıları, devasa organizasyonlar hepsi artık bir sona varmıştı. Hala abilerimizden “Hiç bir şey yapamazlar, Allah’ın izni ile Hizmet’ımız devam ediyor” laflarını duysam da bunların bir sonu olduğunu ve aradaki tansiyonun kademe kademe yükseltileceğini tahmin ediyordum. Hizmet’ten ayrılanları, o dönemde dahi satanları elindeki excell dosyalarını para karşılığı verenleri, yıllardır verdiği himmetleri geri isteyen esnafları görmek her ne kadar şok edici olsa da aslında gidişattan memnundum. Çünkü her şey Hocaefendi’nin “beddua” sohbetiyle Hizmet’i bu insanlardan ayırmak için kasıtlı ve bilinçli olarak yapılmıştı.

Ama bu sürecin işkencelere, tecavüzlere, haksız tutuklanmalara kadar varması beni şok etmişti. Birşeyler yolunda gitmiyordu ve Allah bize kader planında büyük bir ders veriyordu. Daha sonrasında Hizmet’te gördüklerim ise beni şoktan hayalkırıklığına sevketti.

Süreç’in kendi hayatınıza yansıyan olumlu ve olumsuz yönleri nelerdir?

Ülkenin onca ses kayıtları, Hocaefendi’ye atılan iftiralara rağmen gözü bağlı bir eşek gibi bu iktidarın peşinden gitmesi halihazırda beni kendisinden son derece tiksindirmişti ve ayrılmak istiyordum. Nitekim abilerim biraz dik kafalı olduğum için beni bölgede tutmayıp yurtdışına gönderme kararı aldılar. Darbeden 8-9 ay önce ülkeden ayrıldım. Bölgede benimle aynı işleri yapan arkadaşım diğer iki arkadaşının itirafçı olup bütün suçu ona yıkması sonucu 10 yılın üzerinde hüküm yedi. Bunun dışında akrabalarımdan tutuklananlar var. Gündemimi bu insanların geride kalan ailelerine yardım etmek olarak oluşturuyorum.

Hizmet Hareketi’ nin geleceği hakkındaki düşünleriniz?

İsmail Sezgin bey’in bu konuda benzetmesi çok hoşuma gidiyor. Hizmet Nokia marka telefonlar gibi. Bir dönem çok popüler olmuş, insanların taleplerine büyük oranda cevap vermiş, çok kaliteli telefonlar üretmiş ama çağı yakalayamadığı için hala çok kaliteli telefonlar üretmesine rağmen modasını yitirmiş bir markaya Hizmet hareketini benzetmek çok mümkün. Hizmet, çağını yakalayamadı ve Hocaefendi’nin her zaman bahsettiği yenilenme ruhunu kendi elleriyle boğazını sıka sıka öldürdü.

Ağır mı oldu? O zaman iu sorularıma cevap verin lütfen:

Etrafınıza bakın hangi üniversite okuyan genç kardeşimiz ileride Hizmet’te vazife almak istiyor? Çocukları olan abilerimize ablalarımıza soralım. Hepiniz çocuğunuzun mühendis, doktor, mimar olup hayatını kurtarmasını istiyorsunuz değil mi? Neden hizmette bir şehrin, ülkenin başındaki idareci abi olmasını istemiyorsunuz?

Siz bulunduğunuz yerde idareci insanlara kontrol mekanizması koymazsanız, idareci seçerken nitelikten ziyade yasa ve görünen mübarekliği kriter alırsanız, yaşlanmış düşünceleri kalıplaşmış adamları “ o kadar hizmet etti abimiz ayıp olur” gerekçesiyle yerinden almayıp bulunduğu beldeyi mahvetmesine göz yumarsanız, yerinden aldığınızda da aynı görevde başka bir yere koyarsanız, eski kafa düşünceleri ve refleksleri göklerden gelen bir düstur gibi bir çizgi gibi Hzimet insanına farz imiş gibi dayatıp insan kaybetmeye devam ederseniz, gidene de “kömürler elmaslardan ayrıldı” deyip vicdanınızı rahatlatırsanız kusura bakmayın siz yaşlı bir topluluksunuzdur ve sizler olup gittiğinizde bu Hzimet’in de üstünü kendinizle beraber örtersiniz. Allah da alır davasını Hizmet’in ilk yıllarındaki gibi aktif, muntazam, dinamik bir cemaatin kucağına bırakır.

Yetmedi mi? Şu yaşadığım hadiseleri okuyun.

Yeni Hamle’nin Kardeş Aile projesini bir mecliste paylaştım ve bir aileye destek olmak isteyen varsa düşüncesiyle birkaç cümlelik tashidat yaptım. Bir tane yaşı kemale ermiş abimiz “Ne gerek vardı biz zaten ailelere büyük oranda ulaşıyoruz yardımlarınızı ulaştırıyoruz. Niye kendi kafanıza göre ikilik çıkartıyorsunuz, kendi başınıza iş yapıyorsunuz?” dedi. Şok oldum çünkü benim ailemin yardım ettiği ailenin babası hapiste, eşi epilepsi hastası ve üç çocukları var. Ablam çalışamıyor çünkü sürekli nöbet geçiriyor. Ve bu aileye düzgün bir manada ulaşan hiç olmamış.

The Circle’ın büyük bir takipçisi olarak bulunduğum ortamlarda mümkün olduğunca mülakatlardan bahsedip gündem oluşturmaya çabalıyorum. Bir yerde Ahmet Kurucan abinin 3 bölümlük röportajından bahsediyordum. Bir abinin hoşuna gitmeyecek olacak ki şaka yollu “Biz o arkadaşın biletini kestik, nankör insanlara aramızda yer yok” tarzı ifadeler kullanmaya başladı. Sonrasında duramayıp sordum “Neden Abi? Hoşunuza gitmeyen neydi?” . Abi röportajda Ahmet Kurucan şunları söyledi, böyle dedi falan diye anlatıyor ama komik olan şey anlattığı ifadeler Ahmet Bozkuş’a ait. Kimin yazdığını bile bilmeden genel-geçer düşüncelerle insanlara paha biçen insanlara kim neden saygı duyar bilemiyorum.

Bu son olay bir arkadaşımın bulunduğu şehre ait. Ne kadar ısrar ettiysem şehrin isminin paylaşılmasına razı olmadı o sebeple isimsiz anlatıyorum. itimâd edip etmemek size kalmış. O şehire orta asyadan bir ülke idarecisinin tayini çıkar ve artık oradaki arkadaşlarla ilgilenme vazifesi verilir. Arkadaşın anlattığına göre bu abimiz epey zengindir ve gelir gelmez kendisine güzel, lüks bir ev alır ve eşine bir lokanta açar. Kimsenin gözü yok. Allah daha çok versin fakat bu insan aynı zamanda bölgeden “burs” almaya devam eder ve geldiği yerdeki yerel esnaflarla işler kurmaya başlar. Orada burslu çalışan arkadaşların bursları 5-6 ay geriden gelirken bu adam öğretmenden çok burs almaya devam eder. Sonrasında öğrenirler ki abinin geldiği şehirde bir takım şirketleri var ve halen devam ediyor. Oradan da “burayı daha fazla imtihan etmesin” diyerek gönderilmiştir. Sonuç mu? Bu adam gelmeden önce bir çok mühendis, esnaf Hizmet’in programlarına gelirken bu adam geldikten sonra bu sayı yarımın da altına düşer. Orada bulunan başka bir arkadaş bütün bu durumları anlatan bir mektup yazıp Hocaefendi’ye ulaştırmaya koyulur ve mektup eline ulaşan herkesin tanıdığı bir abimiz “Hocam keşke kendi işimizle uğraşsak vazifemiz olmayan meselelerle meşgul olmasak” mealinde sözler sarf eder. Yorum sizin.

Elbette ki çok güzel abilerimiz, ablalarımız, gençlerimiz vardır ama soruyorum size ne kadarı öyle? Böylesine pejmürdeleşmiş bir sosyal olgunun içinde Rabbimin davası ne kadar kendini muhafaza eder?

“Kendi tecrübelerinle koca Hizmet’i genelleme yapma!” diyenler olacaktır. Bu dava Allah’ın davası ve bu dediğim olaylar sadece bir beldede geçiyor olsa ve Hizmet’in geri kalanı pür-pak olsa bile bu bütün Hizmet’i ilgilendirir. Buna göz yuman herkes de bu vebale sahiptir. Kimse kusura bakmasın.

Şu anki durum itibariyle Hizmet Hareketi ile olan münasebetinizi nasıl görmekte ve değerlendirmektesiniz?

Teorik olarak;

Hizmet benim için hayallerin ötesinde bir olgu. Hocaefendi de öyle. Bu mesele gerçekten de en önemli mesele. Bu mesele gerçekten de değil 1 milyon, 5-10-25 milyon insanın sahip çıkması gereken bir mesele. Kendi hayatımızı idame ettirecek kadar para kazanıp -eli ayağı tuttuğu halde bölgeden hala para alan tufeyliler gibi değil- sonrasında bu meseleye bütün zihin kapasitemizle odaklanmamız lazım. Peygamber davasına bağlılığını haftada izledimiz bir bamteli bir herkülnağme, okuduğumuz 15-20 sayfa kitap, katıldığımız bir sohbet bir istişare ile nitelendiren insan zaten o davaya en büyük ihaneti ediyordur. Projeler üretmek lazım, beyin fırtınaları, fikir alışverişleri, araştırma-geliştirme üniteleri, zemin çalışmaları yapacak ekipler üretmek lazım. Bu dava çok önemli dava, bu dava herkesin bir ucundan nitelikli bir şekilde tutup kendimizi kurtamamız gereken bir dava.

Ama gel gör ki, biz hala “Amatör Ruh” kisvesi altında yaptığımız tembelliklere kılıf bulmaya, az bir iş yaptıysak o iş yaptığımız süre kadar da bahaneler üretmeye çalışıyoruz. Geri kalan zamanımızı da The Cirçle gibi, Yeni Hamle gibi, VideonTR gibi birşeyler yapmaya çalışan nitelikli insanlara kulp takmaya harcıyoruz.

Yahu ne amatör ruhu? Kaldı mı böyle bir şey? Duyuyor musunuz Hocaefendi’nin ağzından “Amatör Ruh” ifadesini son 7-8 yıldır? Hizmet yeşermeye başladığı ilk dönemlerde okumuş insan azdı, nitelikli insan azdı ve o dönemdeki abilerimiz “Bismillah. Rabbim yardım et” deyip ise koyulmuşlardı. Rabbim de onların samimiyetine binaen onları tutup kaldırdı. Ama şimdi yok öyle bir şey!

Senin Hizmet dairen içinde o kadar master derece sahibi, doktor hatta profesör olacak ama sen hala “Amatör Ruh” deyip iş yaparken tercihini daha mübarek görünenden yana kullancaksın, o insanlara meclislerinde söz hakkı tanımayacaksın, bir şey söylüyorsa dediğini dinliyor gibi yapıp yine bildiğini okuyacaksın. Rabbim bunun da hesabını sorar.

Pratikte ise;

Ramazan başı itibarı ile bulunduğum beldenin bölge hizmetine kendimi ait görmüyorum. Normal bir şekilde mesleğimi icra edip elimden geldiğince bireysel hizmetlerde bulunmaya çalışıyorum. Günümün çoğunu “Ne yapılabilir?” hususunda kafa patlatarak geçiniyorum. Okuyorum, projeler üretmeye çalışıyorum, üretilmiş projeler içinde yer bulmaya gayret ediyorum ama bulunduğum şehire Hizmet’in koyduğu hadim kişiye en ufak bir bağlılığım bile yok. Bunun birkaç sebebi var.

Birincisi; hala bölgeden burs alıyor olmaları. Bu mesele öyle zoruma gidiyor ki çok ama çok öfkeleniyorum bu konuda. Türkiye’de onca mazlum yiyecek bir ekmek bulamazken buradaki insanlar eli kolu tuttuğu halde utanmadan, arlanmadan “burs” alıyor. Burs dediğim de öğretmen maaşından bile yüksek. Şimdi diyecekler vardır “Ama o abilerimiz geri kalanını olduğu gibi Hizmet’e himmet ediyor falan filan…” Zaten olması gerek hep oydu, yapmıyorsa sıkıntı vardı. Ama şu dönemde aynı işi 4-5 tane kendi parasını kazanan insana pay etmek, o parayı da Türkiye’ye 5-10 mazlum aileye göndermek varken bir tane insana verip ona maaş bağlamaları kanıma dokunuyor. Benim gözümde o insanlar Türkiye’de babası hapiste olan bir bebeğin süt parasını yiyorlar.

İkincisi; Özcan Keleş bey’in de bahsettiği, idarecileri o şehirde bulunan insanlardan değil de oranın iklimine yabancı insanlardan seçme meselesi. Bulunduğum yerdeki hadim insanların hemen hepsi Türkiye’den kaçıp gelmiş ve orada halihazırda büyük vazifeler yapmış olan insanlar. Bir tanesi Türkiye bölge mantığını olduğu gibi buraya uygulamaya çalışıyor. İstişaresiz karar veriyor, istişarelerde masaya yumruğunu vurup düşüncesini kabul ettirmeye çalışıyor ve en önemlisi gençleri dinlemeye tenezzül bile etmeyip tepeden bakıyor.

Sonuncusu ise; şeffafiyetlik mevzusu… Bu konuda burada yerelleşmiş insanların baskısı ile çok güzel adımlar atılıyor ınkar edemem. Rabbim gani gani razı olsun fakat bu ilk iki sebepten dolayı güvenmiyorum. Bu konu çok sübjektif bir mevzu olduğu için detaya girmeyeceğim.

Sonuç olarak Hizmet’e bağlığım Hocaefendi’yi okyanusa çıkan bir kaşif gibi keşfetmeye çalışıp, onun iklimini pratiğe dökmekle tanımlanabilir.

8 COMMENTS

  1. Merhaba bu arkadasin söylediklerinin coguna katiliyorum ancak bence su anda bolgelerde vs gorev alan arkadaslara biraz haksizlik ediyor. Hizmette burslu da olsa gorev almak su anda atesten gomlek giymek demek bence, gerek o arkadaslar in aile ve cevre baskisi gerek malum siyasi konjokturde hizmetin kriminalize olmasi, ayrica bu ferret Sinem’i deki agir sorumluluk vs. Bence gorevli bir cok arkadasin kendisine birakilsa gorev almaz ancak vicdanlari birakip gitmeye izin vermedigi icin, bu arkadas gibi disardan gazel okumuyorlar.. bu arada ben esnafim

  2. Hizmetten maas alma konusu hala varmi bilmiyorum . Bu gunumuzde herkes allah icin kossun ve para almasin artik

  3. Bu seri cok yararli olacak sanki. Sesimizi duyurabilecegimiz mecraa kalmadi. herkesin toplandigi yerlerde konusulan bunlar ama hala bir yobazlik elestiriye kulaklari tikama var malesef. Cematte maasla calisan insan kalmadi. Tnigim cok kisi var temizlge gidiyor ve hizmet islerini takip ediyor. insafli olun. Aslinda birazda onlar konussabilse cok iyi olurdu.

  4. 3 arkadaşında seni suçlayıp işin içinden çıksalardı 🙂
    Dediklerine katılıyorum da bunların çoğu hata, her cemaatte olan ya da olacak şeyler. Düzelir inş, hiç inanmıyorum ama düzelceğine çok da umrumda değil, ihanet ve suçlara odaklanıyorum ben. Ama bu cemaati hatasız görenler her şeyi tos pembe görenler için hataları yanlışlıkları bile kabul etmek başlangıçtır.

  5. Sevgili kardeşim
    Haklısın aslında anlatacak çok şey var ve güzel anlatmissin .
    Akp = hizmetin abileri veya aksi …
    Hepsi aynı zamanın çocukları bizlerin dava düşüncesini ateşe verdiler maalesef

Comments are closed.