Kendinizi kısaca tanıtınız. Eğitim ve iş durumunuz nedir ?

Evet, öncelikle böyle bir fırsatı bize sunduğunuz için siz ve sizin arkadaşlarınıza şükranlarımı sunuyorum. Belki siz vızır vızır arılar gibi çalışıyor insanlara bir terapi yapıp onlara susun dendiği yerde konuşun diyorsunuz, içinizi dökün diyorsunuz. Bu yönden de geçirilen travmalara bir tedavi imkanı bahşettiniz için çok çok teşekkürler.

Ben esas kendimi size anlatma noktasında pek diyeceğim bir şey yok Allah’ın mücrim bir kuluyum ve Resulullah’ın (sav) kapıkulu olmaya azmetmeye çalışan biçare bir nefer. Anne ve babamızın bize verdiği isme gelince onu söylemeye mezun değilim birçok arkadaşımız gibi ben de hicret etmedim. Hala Mekke sokaklarında sanki o başımızda kavisler çizen kılıçları ve kararları Dâru’n-Nedve’de alınan bir toplum içinde yaşıyorum. Bundan dolayı sadece künyem olan Musa Ahmed ismi ile size yazmak durumundayım. Ben Hizmet ile lise üçüncü sınıf talebesi iken tanıştım. Ondan evvel 2 yıl okuma salonlarında Doğu’da dağa adam toplanırken bizi adeta o ortamın içinden çekip alan insanlarla tanıştım.

Hayatım gerçek manada ise lise yıllarında bu duygu ve düşünce ile doldu taştı ama ne yazık ki lise üçüncü sınıfın tatilinde hevesle sınavlara hazırlanırken ”15 Temmuz Senaryosu” devreye kondu. Ve biz boynu bükük köyümüze döndük. Ama o kadar süre içinde bile biz o in diye adlandırılan yerlerde insanlık öğrendik ve yüce bir gaye edindik. Eğitim durumum ise şu anda İlahiyat fakültesinde bir üniversitede okuyorum.

17/25 Aralık Süreç’inden bugüne, gelişmeleri nasıl yorumluyorsunuz ?

Evvela, o süreç zaten boykot döneminin başlangıcı veya artık bu harekete kin kusma ve daha önce gizli yaptıkları adavetleri gün yüzüne çıkarıp maskelerinin düşmesinin vermiş olduğu vahametle bir soykırım sürecinin başlangıcı. Artık Türkiye’yi baştan başa saran bir korku atmosferi oluşturuluyor ve bu soykırım için gerekli bütün hukuksuzluklara başvuruluyor. Zira bu Barış Hareketi’ni engelleyebilmek için teker teker kurumlarına çökerek belki Tv kanalları ve yine gazeteler satın alınıp onlara karalama kampanyaları yaparak karşısındaki kitleleri 7/24 yalan haberler ile uyutmak suretiyle bilip veya bilmeden soykırıma ses çıkarmayan belki müstehak diyen bir toplum oluşturuldu. Sadece ihaleye fesat karıştırıp mütahitlik yapmadılar aynı zamanda bir toplum mühendisliğine de soyundular.

En başa dönsek 17/25 Aralık çok evvel başladıkları haram yemelerine ve devleti sömürmelerine ve elbet yalancının mumunun yatsıya kadar yandığını bilmelerine fakat o vaktin ne zaman gelip çatacağını kestiremediklerinden bir operasyon haklı olarak yapıldı. Çünkü onlar bütün devlet memurlarına hükmettiklerini zannediyorlardı. Bilemezdiler ki ne olursa olsun haksızlığa ve hırsızlığa umumun hakkının tecavüzüne müsade etmeyecek yiğit oğlu yiğitler vardı.

Evet, iş yeri kalemi ayrı hususi kullandığı kalem ayrı ve devletin kendilerine vermiş olduğu olanaklara da hayır şu bazı şeyler iş esnasında kullanılmak için bana verilmiş ben neden kendi nefisim adına kullanayım. Ben bunu yapamam ! Diyecek kadar da sahabevari insanlara atılan bu yaftalar ve iftiralar kendilerinin de onların karıncayı dahi incitmez bir fıtratta olduğunu bilmelerine rağmen iş işten geçti biz güç ve iktidarımızı bırakmamak adına her yola başvurmalıyız dediler. Önce haramiliğin önünü kesen sıfırlayanları sıfıra çekecekken o faşist dikta, bu süreçte ilk icraatları olarak o polis ve hakimleri mahkum etti ve bu Medrese-i Yusufiye’nin ikinci kahramanlarının destanı da başlamış oldu. Ve hala bu destan yazılmaya devam ediyor ”Manas Destanı” gibi yazılıp kıyamete kadar anlatılacak.

Bu süreç, zulüm tabloları ile tablolaştırılan ve hususiyle Türkiye toplumunu sükut çığlığına yükselten ve koşar adımlarla kültleştiren ve İslami yaşayışlardan uzaklaştıran bir diktatörlük rejimiyle inim inim inletiliyor. Hem Hizmet erenleri hem diğer zulüm gören gruplar ve korkuyla susturulmuş diğer insanlar gün gelecek bu hale 27 Mayıs, 12 Eylül veya 28 Şubat’ta gelen yıkımlardan daha çok bu yaşanan süreç için ağlayacak. Ve belki şu 50 sene ülkemizi geriye götüren olaylardan ders çıkaracak. Hizmet insanlarını F… denilen bir ayrı bir fişleme. Yine Naziler döneminde gettolara gönderilen Yahudilerin kollarına takılan bir yıldız bandından daha beter. Her pisliklerini örtmek için kullandıkları bir araç ve yine kafalarda soru işareti bırakan bir kavram. Ve buda yetmezmiş gibi kendilerinin ” Allah’ın bir lütfu. ” Dedikleri bir 15 Temmuz tiyatrosu ile kendileri millete darbe yaptılar. Yüz binlerce mağdur KHK’lı ve bununla beraber milyonlarca ailelerin etkilenmesi ve hapse atılan hizmetten olsun olmasın veya masum cemaatle ilgisi olmayan insanlar. Bunlar bir ülkenin çöküşünün rejime biat edenlerin insanlıklarını kaybedişlerinin bir ilanı. Zira daha sonrasında gelecek işkenceler ve ölümler ile hukuksuzluğu devre dışı bırakılmış bir ülkenin cenazesini kaldırıyor ve bununla övünen adeta ortalıkta gezen kendi havuzlarının daimi üyesi zombileşmiş insanlar bulunuyor. Bütün bunlar bir ülkeyi etkisi altına alan sanki öyle bir canavara dönüşmüş ki artık Kufelileşme ile Yezid’e biat etmiş ve assa ve kesse ses çıkarmayacak ve günümüzün Hasan ve Hüseyinlerine aynı zulmü irtikap edecek ve bu 1500 civarında ölüm bu süreçte geride bırakılan milyonlarca insanın ahı ve hala devam eden zulümde ve hainlikte en son mesafeleri kat etmeye çalışıyorlar. Ve bizim İslam inancımıza göre bunlar cezasız kalmayacak hem bu dünyada hem öbür dünyada diyebilirim ve son olarak bu soruyla bitireceğim cümle ise bir İslam Kahraman’ının dediği gibi ” Zalimler için yaşasın Cehennem ! ”

Süreç’i bireysel olarak nasıl tecrübe etmektesiniz ?

Evet, hani benim süreci nasıl tecrübe etmem pek mühim değil de esas bunu bence bir sıralamaya koyalım. Bu süreci yaşayanlar :

A– Medrese-i Yusufiye Muallimleri

Bu insanlar suçsuz yerde hapisteler ve zulmü muzaaf derecede türlü türlü işkencelerle birçok zaruri ihtiyaçtan mahrum bırakılarak yaşıyorlar. Ve oraya belki suçlu belki de suçsuz ve haksız fişlemelerle atılan insanlara öğretmenlik yapıyorlar. Hatta birçok hadise anlatıldı ki parmaklıklar ardından,deniliyorki insanlar şu açık hava cezaevi hükmünde olan memleketin levsiyyat ve pisliğinden dolayı çocuklarını F…cü diye ihbar ediyor. Çocuğum o muallimlerin elinde büyüsün zira orayı dolduran hep eğitimli ve kaliteli hem ayrıca ahlak yönünden de harikulade diyorlar.Böyle bir mektepte benzerine fazla rastlanmamış küçük misafirleri de ağırlıyor 760 civarında ki bebek.Onlar hayata belki de o saf ve duru tertemiz olduğundan o bebekler her biri birer muallim olarak doğuyorlar.Işık karanlığı boğup vakit tamam dendikten sonra çıktıklarında belki bu sürecin başlangıcında ki şakirtleri ona veya yüze katlayacak şekilde bir hizmet verecek bir ışık ordusu meydana getirecek. Onlar bu yönüyle kendilerine kötülük ediyor yani Süfyanizm Komitesi…

B- Muhacir ve Ensar Kardeşliği

Bir de bu yolculuğun kendilerini yıldırmadığı ve gidebilenlerin muhacir olduğu gidemeyenlerin şehit olduğu, zalime boyun eğmektense bu uğurda kalan üç-beş bir şey malımız varsa feda ve canlarımız kaldı bir o kaldı deyip o da feda olsun diyen muhacir ulaşır gurbete. Ve karşısında birden sanki Eba Eyyüp El Ensari’leri görür veya Sa’ad bin Muaz’ları infak ederken bulur. Kimi evini kimi aşını kimi de daha nice değerli bulduğu şey varsa en değerli hediye olan Rabbimizin ihsanı, din kardeşlerine, infak eden, et ve tırnaktan daha sıkıca bir arada yeniden hem İslam kardeşliğini tesis edecek hem de bu tabloyu dışarıdan seyreden dünyadaki İslam şafağına erememiş güzel ruh insanları aman Allah’ım buna huzur atmosferi deyip belki İslamiyet’e dehalet edecekler.Yine dışardan bakan kin kusan Zındıka komitesi ve Süfyanizm Komiteleri biz bunlara ne yapıyorsak ayrılmıyorlar eğer bunlardan iki kişi bile sağ kalsa Hz. Nuh gibi tekrar dünyayı inşa eder bunlar diyecekler. Hem ayrıca oradaki Ensar bir taraftan açık hava hapishanesi hükmünde olan memleketlerine para yardımı yapmak ve bir nebze olsun bu mağdur ailelere el uzatalım deseler de bankalar o hesapları dahi enseleyecek altına bu yardım içindir bu onlar için sakın ha ! Diyecek kadar da Mekke döneminde ki müşriklerin, şu üç yıldır boykot ettiğimiz Muhammed’in ashabına giden şeylerdir sakın ulaştırmayın. Evet, ben o dönemle bu dönem arasında bir fark göremiyorum.

C- Açık Hava Hapishanesi – Memleketin Milli Mahkumları

Evet, bu topluluk ise benim bulunduğum ve benim gibi daha nice insanların bulunduğu topluluk bizim duygu ve düşüncemizde olsun veya olmasın bu karmaşa içinde veya kaos içinde belki bir kum fırtınası içinde savrulup gidiyor.Kimi de belki azda olsa inançlarının azmine sarılıyor ve sabır içinde dehşetle yıkılıp giden ülkenin manzarasını seyrediyorlar.Belki bunlar çok dua ediyorlar fakat fiili dua etmek isterse yani belki bir kermes belki küçük bir el emeği göz nuru alın terini başka insanlara Kevser gibi sunmak isteseler de kendilerini birden Medrese-i Yusufiye’de buluyorlar.Bu kadar eli kolu bağlanmışlığa rağmen yinede bir kıvılcım yine bir aktif sabırla gelecek bir hizmet ile şahlanmaya teşne bulunan Hizmet insanları bir diğer taraftan da bu kabustan uyanmak isteyen diğer mağdur veya az çok etkilenmiş insanlar bu rejimden kurtulup nefes almak istiyorlar.Belki bu insanlar yerin altı,üstünden hayırlıdır mülahazasını Hakka’l-Yakîn görmüş ve bu duygu ve düşünce içinde yaşamaya çalışıyor.Bir yudum hakikate muhtaç,kuyuları kurumuş ve suları çekilmiş haber organları ile baş başa dudakları çatlayacak hale gelmiş bir yekvücut toplum.İşte belki bu zombi salgınından kendilerini kurtarmış insanlar kendilerini bu durumda görüyorlar.

Süreç’i bireysel olarak nasıl tecrübe etmektesiniz ?

Şimdi öncelikle ifade etmeliyim ki bireysel açıdan çok zor zamanlar geçirdik.İlk olarak ben üç sene lisede hizmetin yurtlarında kaldım.tam da bizim geldiğimiz sene liseye yeni bir ilde başlamanın vermiş olduğu duyguları yaşarken,birden bu süreç başlayınca bizim çevreden okuldaki öğrencisi veya hocasından tut akrabalara kadar hakaretler ve dışlamalar oldu.Adeta biz hizmeti o dönemde tam idrak edemesekte bir mazlumiyet ve bu insanlar karıncaya bilerek ayağını basmaz diye düşünüyorduk. Git gide zulüm katlandı ve bu süreci o güzel hocalar ve abilerle geçirdik. Ama ben zerre miktar onlarda korku ve telaş emmaresine rastlamadım. Hep bir zarar ve yara aldığında hizmet şunu diyorları” biz değiliz ki sahibi bu kadar malın mülkün, elbet var bir hikmeti biz birer bekçiyiz gelir geçeriz. Bu davayı tekrar başkalarıyla sürdürecek Allah’tır.” Derlerdi. Ben yurt müdürümüz ile dışarı çıkıp ta özellikle bu son süreçte pazara gidince Kuran kursuna Allah için ne verirseniz diyor ve akşama yakın satılamamış içinde sağlam-çürük meyve ve sebzeleri alır yurda getirir. Getirene kadar bin türlü hakaret yer bizde bu manzarayı içimiz yana yana seyrederdik. Bu da bu değirmenin suyu nerden geliyor diyenlere veyl olsun ! 15 Temmuz kanlı darbe girişimi sonrasında ise evlerden her biri adeta basıla basıla bizde her evden son anda kurtula kurtula evin yolunu bulduk. Allah’a yemin ederim en son 15 temmuzdan iki hafta kadar biz öğrenci evlerindeydik eğer ev abimiz burası yarın öbür gün basılır biletinizi verdim deyip valizimizi elimize tutuşturmasaydı biz orayı terk etmeyecektik. Ama kaderin de önüne geçilemiyordu ve biz döndük evimize köyümüze tabi bu süreçte yine hep o travma üzerimizdeyken Hocaefendi’nin sohbetleri ve abilerin geçmişte ki hizmeti tanıtan ne kadar belgesel veya program varsa seyredip bilinçlenmeye çalıştık. İbadetimize devam ettik mevcud ruhu korumaya çalıştık ve geldik bugünlere ulaştık. Tabi yine aynı şekilde kendimizi geliştimeye çalışıyoruz. İsterdik ki bizimde başımızda abilerimiz olsun hep kamp kamp gezelim o güzellikleri o huzur ikliminden hiç çıkmayalım ama ne yapalım nasip değilmiş. Ama şükrediyorum ki Allah bize hiç olmayan bir nimet verdi. O da belki şu zulmün en son noktası bir süreçte bizi hizmetle tanıştırdı ve o eski dönemlerin balını kaymağını yedirmedi. Sadece kendimiz kalbimiz buruk bir şekilde tekrar hey gidi günler diyeceğimiz günleri arıyoruz…

Hizmet Hareketi’nin geleceği hakkında ne düşünüyorsunuz ?

Bu hizmet, büyüklerimizden bir büyük Üstad Bediüzzaman Said Nursi’nin dediği gibi bu hizmet kıyamete kadar devam edecektir. Biz bu yüce mefkure etrafında hayatımızı şekillendiren bu davanın hadimleri olarak bu inançtayız. Ama yapılan hizmetlere zahiri açıdan bakılınca diğer kültür ve inançlardan insanların bu hizmete bakışı da aşağı yukarı bizim düşüncemizden pek farklı değildir. Zira bu dava barış, huzur,diyalog,hoşgörü ve müsamaha diyor.Adeta hiçbir devletin bu şekilde güvence veremeyişi veya herhangi bir kurum veya bir topluluğun bu kadar mesajını samimice verememiş olması gösteriyor ki bu hizmet oldukça insanlık kurtuluş bulabilir. Ve selam ile getirip insanlığı sunması da Resullulah (sav) ve Raşid halifeleri ve Osmanlılardan sonra insanlığa bir kez daha umut ışığı olmuştur. Gerek yaptığı okullar ve yurtlar, ticaretleri ve en önemlisi hal diliyle yaptıkları irşad ise hiç tartışılmazdır. Onlar yurtdışına yaptıkları hicret ile ne kadar isabetli ve evrensel bir mesaj sunduklarını ispat etmiş oldular. Çünkü onlar sadece Türkiye’de kalsa belki o birçok hakikat kapalı bir şişede sanki bir denize bırakılmış ve kim bulur bunu okur ve bu hazineyi bulur diye bir hal alırdı bu hizmetin durumu.

Gerek günümüze bakan yönüyle gerekse şuan ki durum veya konjonktür itibariyle bu hizmetin önünde duran suni ve geçici karanlık ruhlar olduğu için bırakılacak veya yılgınlık gösterilecek ve bu sayede de hizmetin geleceği parlak değil diyemeyiz. Öyle ki bu hizmet gün gelecek öyle bir rahmet baranı olarak gelecektir ki artık gümbür gümbür gelince zalimlerin kaçack delikleri kalmayacak dağlar Süfyan ve avenelerine dar gelecektir. Hizmet gelecekte 100 kat daha fazla büyüyerek yolunda devam edecektir inşallah-u teala…

Şuan ki durum itibariyle Hizmet Hareketi ile olan münasebetinizi nasıl görmekte ve değerlendirmektesiniz?

Evet, evvelki sorulara çok uzun cevap verdim ve bu soruyu kısaca cevaplayacağım. Hizmet benim için bir ideal bir gaye-i hayal. O olmazsa benimde yaşamamın pek bir anlamı yok. Ömrümün geri kalanı ne kadar varsa o uğurda insanlığa hizmet mülahazasıyla harcamayı rabbimden niyaz ediyorum. Ve ondan şunu istiyorum gün gelince bu kara bulutlar dağılınca yeni bir nevbahara ulaşınca rabbim beni bu hareketten ayırmasın ve en küçük bir üyesine dahi hizmetçi olsam ayaklarına paspas olsam benim için bundan daha büyük şeref yoktur. Zira bu Hizmet insanlığın yaralarına bir deva belki bir tiryak hükmünde olduğundan Allah bizi bu hizmetten ayırmasın ve hep her an o daire etrafında ki insanlara varsa ihtiyacı ulaşmayı ve benim varsa ihtiyacım – ki çok var- Allah beni o daireye ulaştırsın. Bir an bile her nefes alışımda dahi hu hu dediğim gibi hizmet hizmet demeyi nasip eylesin vesselam…

7 COMMENTS

  1. ^^ iş yeri kalemi ayrı hususi kullandığı kalem ayrı ve devletin kendilerine vermiş olduğu olanaklara da hayır şu bazı şeyler iş esnasında kullanılmak için bana verilmiş ben neden kendi nefisim adına kullanayım. Ben bunu yapamam^^ Akp de kendinin böyle propogandasını yapıyor alnı secdeye değen insanlardan zarar gelmez diye. Yanlış anlama sana propoganda yapıyorsun demedim. Sadece hayatta beyaz yakalı suçlularda vardır. Adil Öksüz gibi. İyi insanlar neden suç işler diye kitap vardı galiba okumadım ama gerçek bu. Hitlerin yanında dönemin en iyi hukukçuları vardı nünberg mahkemelerinde itiraf ediyorlar niye işlediklerini o suçları. Güç zehirlenmesi, koltuk sevdası , ego , kitle psikolojisi, insana her şeyi yaptırır. Osmanlı padişahlarını da öve öve bitiremezler, kundaktaki 3 yaşındaki şehzadenin katlinin izahı var mı ? O yüzden delillere-bulgulara bakmak lazım cemaat polisleri karıncayı bile incitmez dememek lazım. Din hiç bir şeye engel olmuyor , veriyorsun fetvayı hop bir anda günah sevaba dönüyor. hayrettin karaman türünün tek örneği değil, yıllardır olan bir şey bu. Osmanlıda da 3 yaşındaki şehzadenin (halil inalcık referanslı bir bilgi ki tarihçilerin eksariyatı kabul eder.) katlinin izahı yok ama vermişler fetvayı işte. Akp zülmüne öfkemiz gözümüzü kör etmemeli, sürekli ileriye düşmana bakarsan arkandan gelecek hançeri hissedemezsin. 15 temmuzda o hançeri seri bir şekilde sapladılar, can çekişirken gene aynı hataya düşmemek lazım. O polislere ki bunların çoğu düşük rütbedir, asıl işi savcı ve başlarında en yetkili polis yakup saygılı olması lazım yapan o. Düşük rütbelileri geçte o savcılara falan kefil olunacak bir durum yok, sen onlara kefil olursan yiğit dersen yarın o adam suçlu olduğu çıktığında sana örgüt der. Bide kefil olurken dini referans kullanıyorsun, akpli seçmende öyle yapıyor, muharrem ince rakı içiyor erdoğan güzel kuran okuyor diyor.

    ^^Hatta birçok hadise anlatıldı ki parmaklıklar ardından,deniliyorki insanlar şu açık hava cezaevi hükmünde olan memleketin levsiyyat ve pisliğinden dolayı çocuklarını F…cü diye ihbar ediyor. Çocuğum o muallimlerin elinde büyüsün zira orayı dolduran hep eğitimli ve kaliteli hem ayrıca ahlak yönünden de harikulade diyorlar.^^ Bunu kim anlattıysa ona kim anlattığı öğrenmeye çalış bu büyük bir yalan, bunu diyenden uzak durmak lazım ipin ucu %100 bir ajana çıkacaktır. Bu yalanları uyduranların da Allah belasını versin , bizim gençliğimizi yaktılar şimdi gene aynı teraneler. Şu yalanları duyunca belki siz motive oluyorsunuz ama ben bu yalanları duyunca Akplilere yezit diyorsun ya, bu hizmetin içinde bunları yapanlar onlardan da beter.

    Gene ilahiyat okuyorsun şunu unutma o ilahiyattan bir tane düzgün adam çıkmıyor ya da biz göremiyoruz, ehli sünnetmiş yok sunnilikmiş tüm cemaatlerin tarikatların hali ortada hizmet içinde de ne kadar yamuk çürük elma çıkıyorsa ilahiyatçılardan (kemalettin özdemir, adil öksüz, latif erdoğan, bi tanede sesi ince dicle ilahiyatta hoca vardı) tamam genelleme yapıyorsun diyebilirsinde hizmet dışındaki ilahiyatçılardan cemaatlerden 1 tane düzgün insan olmaz mı ya dilsiz şeytan olmayan her şeye fetva vermeyecek, hizmette de bu soru çalmalara falan ilahiyatçılar hep fetva verdi. o yüzden sana önerim insan hakları hukuk, sosyoloji, ekonomi, felsefe bol bol oku yoksa o fakültelerden çıkanların hali ortada.

    ^Hocaefendi’nin sohbetleri ve abilerin geçmişte ki hizmeti tanıtan ne kadar belgesel veya program varsa seyredip bilinçlenmeye çalıştık.^ Bunları hala atmadınız mı, kitaplar bile atıldı. Yani üniversite 1’e giden biri böyle yazar mı diye düşünüyorum bazen mollalar gibi yazmışsın. Bu kadar dini referans, olaylara hep siyah beyaz bakman.

    ^O olmazsa benimde yaşamamın pek bir anlamı yok.^ gözünü seveyim bu düşüncelerden vazgeç , hizmet = din değil. Said nursinin yoluylada bizimkinin çok farkı var, bugün kimse said nursinin yolundan gitmiyor artık. Hizmeti said nursi başlatmadı o yüzden , Gülen hizmeti çok farklı. Gülen kendisi bile bylock mylock o ne ya diye yalan söyleyebilir. Said Nursinin yolunda ise sadece doğru söyleyeceksinizi yada susacaksınız düsturu vardır, said nursi kesinlikle bu konuda fetva üretmeyin der. Said nursinin yolunda devlette kadrolaşma yoktur, güç odaklarıyla mücadele yoktur, topluma dini yaymak vardır, toplum değişince yöneticilerde değişir diye düşünür. Sizi engellerse de hapiste devam edersiniz der. hapise girmemek için sistematik bir şekilde yargıya polise orduya adam yerleştirmek sonra burda onlara tedbir diye içki içirmek yalan söyletmek oruç tuturmamak falan bunlar yok.

    İnsalar genellikle kendi bireysel sorunlarından ümitsizliklerinden dolayı kitle hareketlerine girer. Ve bu tip hareketlerde de çok rahat kişinin beynini yıkarsın. Daha sonra ona istediğin her şeyi yaptırırsın. Sen hizmete Gülen bu kadar bağlı iken, Süfyan Süfyan derken, yarın bir gün sana vakit geldi cihat vakti süfyana darbe yapcaz deseler koşa koşa katılırsın. Milletide böyle 15 temmuzda kandırdılar işte, o adil öksüz de Tsk’nın imamıydı, iyi insanlar böyle suç işliyor işte. Adil öksüz ilgilide bir şey diyemiyorlar şimdi ajandı diye geçiştiriyorlar. Neyse kardeşim çok kitap oku, farklı kitaplar oku, çok zor bir mesleği seçmişsin. Gülen dediklerini din bilme tart. Daha geçen Gülen bir sanatçıyı dövüp çöpe atmışlar dedi, dediği sanatçı aslında bunu yalan demiş ve yaymış, gülene kadar gelmiş olay, yani Gülen’in öyle peygamber ile istişare ettiği her şeyi bildiği vazifeli falan olduğu yok , kimseyi gözünde büyütmemek lazım, 2 sağ kolu adil öksüz ve kemalettin özdemir ne yaptığı ortada. Hizmetteki barbaros hayrettinler gibi düşünüyorsun, bunlar bizi mahvettiler gene bakıyorum size de düşünceleri ulaşmış bu tiplerin. Sadece akpnin zülümlerine bakma yoksa benim gibi pişman olursun arkandan hançeri yiyince.

  2. Ahmet. Bence öyle değil.Zira sen şu travma zamanında yazardan çok şeyleri görmesini istemişsin.1.Eleştiride diyorsun ki sadece ileriye dönük düşmana bakma arkandakilere de yani cemaatin içindekilere yani arkadakilerin çoğunluğu ise eğer yazıda söylendiği gibi herkese şüpheyle su-i zanla baksaydık umum itibariyle bu cemaattaki yiğitlerin hakkını vermeseydi şu yazar o zaman eleştiri yapmaktan çıkar birbirine şüpheyle bakan güvensizlik ve samimiyetsiz bir şahs-ı manevi ortaya çıkardı. İşte bundan dolayı mollalar gibi yazmak değil mesele hem maddi hem de manevi yönüyle hizmetin bir güneş olduğunu haykırmak. Said Nursi ile bu hizmet birdir. Sadece o dönem daha dar dairede cereyan ediyordu şu dönemse hizmetin daha büyük bir irşat ve tebliğ zemini oluşturan dünyaya açılan Said Nursi ile başlayan hizmetin Gülen ile devam etmesidir. Zaten Gülen ise çok zaman yazı ve sohbetlerinde ifade ediyor bir olduğunu bu hizmetin. Siz bence bir travma yaşıyorsunuz Ahmet Bey anlıyorum fakat arkaya dönük gördüğünüz hizmet erenleri gibi gözüken koyun sürüsü içinde kurtlar gibi içten içe hizmeti kullanmaya devam ediyordu ki bu süreç başladı. Allah bu musibetleri belaları aslında bizim içimizdekiler gibi gözüken ajanlar veya dost kılıklı hizmet düşmanları ve menfaatçiler ayrılsın temizlensinler diye bu hizmet bu süreci yaşıyor. Bu hizmetin abileri veya imamları daha çok yurt dışına hizmete gurbete hicrete gitmeliydiler. Çok azı gitti bundan dolayı bu istihdam bu şekilde bu süreçle gerçekleşti.Bide son olarak bence sen şu yorumu yazdıysan hizmetten değilsin ve hizmeti iyi anlamamışsın! Niye mi ? Eğer sen Gülen’in vazifeli olmadığını düşünüyorsan bu iş taa 1966’dan 2018’e dünyanın bir çok ülkesinde olurmuydu fikri öncülüğünü yapmış bu hizmet ? Demiyoruz ki her şeyi Gülen yaptı hayır. Ama o Efendimiz nasıl yaşıyorsa o da aynı şekilde yaşıyor ve taa 1400 sene önceki davayı devam ettiriyor. bir allame ve müceddid olarak peygamber olarak değil ki kimse de onu iddia etmez. Peygamberler alimlerin varisleridir. hadisinin getirmiş olduğu bir inanç. Birde biz her zaman bu hizmetten bazıları hançerledi hizmeti diye diğer yüzde doksan masum ve hizmet ereni ve karıncayı incitmez fıtratta olduğunu inkar edemeyiz çünkü kimse aksini ifade edemez eğer edebilseydi hizmetin yurt dışındaki hizmetleri engellenirdi. Son olarak bence yazan arkadaş Gülen ve diğer öncü abilerin görüşlerine uygun yazmış. Çocuk ilahiyatta okuyor onun bir sosyolog ve psikolog gözüyle yazmasını bekleyemezsiniz. Ki bu hareketin duruşuna uygun yazmıştır. Bu duygusal ve travmaların yaşandığı süreçte gidipte bilimsel mi konuşacaktı ?

  3. Yurtdışına daha az gidildi diyorsun ya, ilginç gerçekten gülen 1 milyon insan gitsin diyor Hizmet bugün baksan 2 milyon zaten , gazete 1 milyon traji vardı. Gerçekten 1 milyon insan gitsin demek ne bileyim niye gitmedi kimse ? 1 milyon insan gitse ben said nursi ile bu hareket aynıydı derdim. Ama gitmediler çünkü hususi hizmetler daha önemliydi adam afrikada öğretmen olacağına askeriyede hoca olsun, mühendis gidip öğretmenlik yapacağına polis olsun bunlar önemsendi. Bu devlet içinde kadrolaşma mantığı bence Said nursi ile aradaki büyük bir farkı oluşturuyor, said nursinin hareketi büyür okul açarsın ev açarsın aynı çizgidedir ama devlet içinde sistematik kadrolaşma ev açıp zeki asker polis olcak öğrencileri eve kabul etme sadece bence bunlar said nursinin başlattığı hareketten farkları oluşturuyor. Küçük farklar diyebilirsin sana kalmış. Ama dediğim gibi said nursi yalan konusunda çok net, söylemiceksiniz diyor. Elbette said nursiyide bir tabu olarak ele almamak lazım, o öyle diyor diye öyle yapcak değiliz, içtihat zamanın şartları falan değişebilir, ama said nursi bazı konularda katı ve net konuşuyor o konularda farklılık olunca farklı bir hareket gibi geliyor, derinlemesine incelenmesi gereken bir konu neyse.

    Gülen vazifeli olduğunu düşünüyordum 15 temmuza kadar, çünkü peygamberimizle istişare ettiğini söylerdi abiler her zaman, yusuf izzetin abinin sohbeti var youtube yaz gelir belki açık açık vazifeli diyor. 15 temmuz sonra görüşlerim değişti. Şimdi sen vazifeli diyorsun ama hangi manada? bide vazifeli olunca ne oluyor ? Kanser tedavisini bulan bir adama da sen vazifeli diyebilirsin, Allah istemese o da bulamaz. Gülen öncülüğünü yapmasa da bu işler gene olurdu 1966-2018’e kadar, kıytırık batı ortaçağ karanlığından nerelere geldi görüyorsun. Allah bu dünyada çalışana verir, anadolu insanı çok fedakarlık yaptı, illa vazifeli birini aramaya gerek yok, o yapılan fedakarlıklar o verilen emeklerin karşılığı Allah bunları verir , gavurada veriyor. Hizmetin %90 çoğu masum, karıncayı incitmez evet. Ama Gülen’e de çok bağlılar ve yönlendirmeye açıklar, gülen fetva verdi bylock yüklemeyen haindir dersin hepsi yükler sonra hepsini tutuklarsın. Gülen’e karşı görüşlerim 2 yıldır sessiz olduğu için değişti evet hiç bir şey yapmıyor ya da yapamıyor, ahmet dönmez yazısını biliyorsun, adil öksüz tsk imamı ve gülen hiç bir açıklama yapmıyor etrafımda ateistliğe kayanlar oldu, bir insanın imanını kurtarmak dünyadaki her şeyden önemli değil mi, o ateist olanlar hizmet = din gülen = mehdi ya da vazifeli olarak görüyorlardı ve kaldıramadılar bunu. Ayrıca Gülen vazifeli bile desek çok rahat kandırılıyor o zaman vazifeli olunca ne oluyor ki ? Cemaate anlatılan , gülen abdest alırken testiyi nurettin veren tutarmış, veren bu cemaate mitten sızmalar oluyor diyince, gülen onlar ancak elimize su dökerler demiş. Kim uydurmuşsa güzel uydurmuş bu hikayeli geçmişe kadar bende vazifeli gülen kalp gözü açık her şeyi görüyor diyordum. Gördün adil öksüz olayını, sonra kemalettin özdemiri, k.ö. önemsiz biri sanırdım , polisin imamıymış.

    • Yani Ahmet bu Adil öksüz deyip duruyorsunda bilmiyorsan söyleyeyim 2011’den beri mit için çalışıyor cemaat içinde zaten Gülen bir röportaj verdi öksüz için anlatmayacağım sen sadece dinle. Bide diyorsun 15 Temmuzdan beri görüşüm değişti o vazifeli olsa susmaz falan diyorsun. Bu içteki düşmanları Allah’ın izniyle bilir ama kendisi hep ifade ettiği gibi belki o diğer güzel ruhlar içinde iyiliği bulurlar diye . Tıpkı peygamberimiz gibi birde insan bazen istese de elinden bir şey gelmez. Tıpkı Uhud gibi orda rüyasında bir çok insanın şehid olacağını görüyor. Ama istişare ettiğinden umumun görüşüyle hareket ediyor ve savaşa çıkılıyor. Yani bir insan vazifeli diye %100 herşeyi göğüsleyemiyor ve bazen Allah’ın çizmiş olduğu kaderden öteye gidemiyor. Eğer Gülen’i eleştireceksen bu anlattığım misaller üzerinden peygamber efendimiz’i de eleştirecek ya da haşa vazifeli olduğuna inanamayacaksınız mı ? Evet bence bu hadiselerin dilini iyi okuyun ve siz travma ve bunalım geçirdiniz sizi anlıyorum ama Gülen’in vazifeli olduğunu ona düşman olan herkes dahi biliyor.

      • Musa adil öksüz mit için çalışır çalışmaz, benim için önemli değil. bu adamlar illa darbe yapınca mı ifşa olacaklar ben bunu diyorum. Cemaattin geçmişteki hataları işlediği suçları sayıyorum, ama öyle bir şey yok diyorlar. Kabul edilmiyor, konuşulmuyor hiç bir şey. Benim saydığım bu şeylerde bunlar hataydı, bunlar suçtu , bunlar günahtı diye başlanılırsa, daha ilk adımı yeni atmış oluruz. Ondan sonra kim bunlar niye yaptı diye bakabiliriz, bunu yapanlar ajan çıkabilir gene, çıkmayabilir. Ama bunların hiç biri konuşulmuyor. Bylock mevzu konuşulmuyor, suçlular susar. Denecek çok şey var susma zamanı değil, 2 kelam edenlere laf söyleniyor susturulmaya çalışılıyor. Bu bile daha kaç tane adil öksüzün Gülen etrafında konumlandığını gösterir. Gülen ise sadece dini sohbet veriyor bekliyor öyle, neyse ne diyim bana göre bu hareket bitti. Tepe noktasını ele geçirmişler çünkü, ister Gülende bu işin içinde diyin ister demeyin. Gülene şimdi vazifeli diyorsun ama ölünce ne olcak? vazife ondan mit ajanı bir imama mı geçecek. Allah çalışana düşünene mücadele edene verir. Armut hiç bir zaman pişim ağzına düşmez. Gülenin vazifeli olduğunu düşünsen bile, o vazife kutsaldır asla bir ajana geçmez diye düşünme. Şöyle düşünebilirsin vazife başkasına geçer illa bu cemaaten olmak zorunda değil.

  4. Sen ne diyon la degisik 🙂 Adamlarin hashasi dedigi kadar varsiniz ha. Mekke, medine, hicret, ensar of anam of. Valla kardes kafan cok guzelmis hayirli olsun, sen bu sekilde namaz vs kilmana da gerek yok bence cunku akil bali degilsin, ceza-i ehliyetin de yok. Bence rahat ol cok dusunme biraz daha zorlarsan yakinda mehdilik vs de ilan edersin. Azicik gercek dunyaya gelin hayal aleminde yasamayin, gercek islam bu degil.

Comments are closed.