Kendinizi kısaca tanıtınız. Eğitim ve iş durumunuz nedir?

1987 doğumluyum. Matematik bölümünü bitirdim, yuksek lisans mezunuyum. Hizmet’te kendimce, kapasitemin ve konumumun sınırlarını zorlayarak aktif olma çabasindan ve bununla birlikte dersleri ayni anda yurutebilme disiplinine sahip olmamamdan dolayi lisansımı ne yazık ki 8 yilda bitirebildim. Farklı gazeteler ve dergiler okuduğum, farkli kesimden ve konulardan kitaplar okudugum, kurslara gittigim (o donemler kurslar icin izin verilmiyordu), internete girdigim, elestirel yaklastigim icin bir yil kadar ajan ilan edildim “büyük ablalar” arasinda. Uzattığım yıllarda aileme daha fazla yük olmamak icin calismak istedim, fakat kurumlarda çalışmama imkan verilemediğinden Hizmete ait olmayan bir dershanede bir yil, sahsi girisimlerim sonucu da FEM’de 2 yil calistim. Mezun olduktan sorna Asya’da bir ulkeye gittim. Süreç’ten dolayi orada da bir yil calisabildim. Hizmeti ailemden dolayi taniyorum, fakat ajan ilan edilme surecim hariç, benim hizmet hayatima bir etkileri olmadı.

17/25 Aralık Süreç’inden bugüne, gelişmeleri nasıl yorumluyorsunuz?

Bana göre onemli olan sureci 17/25’ten once yorumlayabilmekti. 2007-2008 yillarinda ailemden donemin mevcut “muktedir” siyasetcileri icin soylenmis hirsizlik, yolsuzluk ve ahlaki problemler dahil olumsuz haberler duydum ki muhtemelen onlar da yillar once duyduklarini bana o zaman soyluyorlardi. O senelerden itibaren anayasa referandumu haric onlar lehine oy kullanmadim, hicbir mecliste savunmadim, ovmedim, aksine bildiklerimi paylastim. Bu gibi konularda, Cemaat meclislerinde susturulmaya calisilsam da konusmaya devam ettim. Cemaatteki insanlarin 17/25’e kadar AKP yanlisi olmalarini cok goremiyorum cunku genelimizin mantigina gore medyamizin(her ne kadar genelimiz bunlari takip edip okumasa da) yansittigi dogru olandir ve kismen Hocaefendi’nin goruslerini de yansitir. Ayrica gelen gundemlerin neredeyse hepsi Hocaefendi’den gelir ve tavir alinmasi gereken, yanlis yaptiklari bir konu varsa “abiler”imiz bizi mutlaka uyarir mantigi da vardi. Mazur gormedigim bunun boyle olmadigina inandirabildiklerimin “demek ki abilerimizin bir bildigi var”, “toplum bu gerceklere henuz hazir degil”, “toplumu hazirlamaya calisiyorlardir” ve daha hazini “hizmetin cikarlari soz konsuysa susmak gerekir” demeleriydi. Benim kafamda hala, medyanin gercekleri yazmak soyle dursun, toplum muhendisligine soyunmadan ve en azindan ovmeyi kesmeden yayin hayatlarini durdurma surecine neden girmis olduklari sorusu var. Aklimda elbette cok daha fazla soru var. Sorular ve sorunlar masaya yatirilip cozum getirilmeli fakat yasanan sorunlari dedikodu havasinda anlatmak bir ilerleme saglamaz, daha teknik ve profesyonelce olmali. Sadece sunu soylemeliyim, belki her halukarda duracakti, belki her kosulda tum bunlar yasanacakti ancak bu cetin imtihanlara pur-i pak halde girmek isterdim.

Bunları birlikte değerlendirdiğimde ben ve ailem adına 17/25 kopuşu beklediğimiz bir durumdu çünkü böyle nezih bir hareket ne olursa olsun bu tur igrencliklerle birlikte gorulmeye ve anilmaya layik degil. Fakat devaminda gelen kadinlara, cocuklara, yeni dogmus bebeklere kadar yapilan zulumler, iskenceler, olumler asla tahayyul edemedigim bir durumdu ve diger tahayyul edemedigim Anadolu halkinin bu kadar vefasiz olmasi, zulmu alkislamasi veya sessiz kalmasiydi.

Süreç’i bireysel olarak nasıl tecrübe etmektesiniz?

Herkesin oldugu gibi benim de ailem magdurlar arasinda ve hala bazilari icerde olmak suretiyle Türkiye’deler. Yasadigimiz ulke de tam olarak guvenli degil. Burada da kapatilan okullar var, fakat bebegime pasaport vermedikleri ve vize alamadigimiz icin hala ayni ulkede yasiyoruz. 15 Temmuz’da Turkiye’de olan, o bunaltici atmosferi yasayan biri olarak elbette Turkiye’de olmadigimiz icin sukrediyorum. Insan vatanindan ayrilip ancak baska bir ulkeye ayak bastiginda nefes almaya baslayacak hale getirilebilir mi? Getirilebiliyormus.

Sürecin hayatima yansiyan olumsuz yonu elbette psikolojik ve ruhsal olarak getirdigi yuk ve yorgunluk, ayrica egitimime ve calisma hayatima devam edememem.

Kendimde ve cevremde gozlemledigim olumlu yonleri saymakla bitmez:

-Tarihte ve gunumuzde sadece Muslumanlar’a degil tum insanliga yapilan haksizliklari, zulumleri daha iyi anlamak, empati yapabilmek, tabiri caizse humanistlesmek.

-Milliyetcilik illetinden kurtulmak, dunyada “insan”larin sadece Anadolu’da olmadigini anlamak ve tum insanliga kendi insanina duydugu gibi sempati duymak.

-Islam’in Anadolu’ya ve hizmete muhtac olmadigini, hizmetin ise Anadolu’ya muhtac olmadigini gormek.

-Hizmet insaninin Turkiye’deki son zamanlarindaki kaliplasmis dar dairesinden cikarak ozellikle gelismis ulkelerde evrensel normlari, standartlari ve degerleri gorup bunlara gore konumunu, kalitesini saptamak ve hedeflerini genislettigine sahit olmak.

-Bireysellige dogru adim atmak, sorgulamak, gerektiginde elestirmek ve hizmetin bize kalite katmasini beklemek yerine, kaliteli bireylerin verilen hizmete kalite katacagini fark etmek.

-Cemaat meclisinin disinda, iki adim otesinde bile sozunu kimseye geciremez, hatta iki kelam edemezken, gelismis ulkelerin kozmopolit sehirlerinde her irktan, her gorusten insanlarla iletisime gecmeye calismak.

-Cokca sohbeti yapilan keyfiyet ve kemmiyet dengesinin, sisirilmis excel dosyalarinin, cogu beton yiginindan ibaret olmaya yuz tutmus kurumlarin, en cok sattigi halde satildigi kadar okunayan yazili basinin vs. onem derecesini kavramak ve boylece yer yer yozlasmiliktan kurtulmak.

-Ne olursa olsun siyasetin “s”sine yaklasmamak. Hicbir kurum ya da kurulusun cikarlarindan yana degil, sadece ve sadece adalatten, hak ve hakikatten yana olmak.

-Yasamak icin yasatma idealine kayan cizginin, yasatmak icin yasama cizgisine donmesi umudunu beslemek.

-Maddi anlamda yasam standartlarini dusurerek de yasanabilinecegini gormek.

-Dua etmek, dua etmek, dua etmek.

Hizmet Hareketi’nin geleceği hakkındaki düşünceleriniz?

Hayatimda (fiiliytimla tezat olmasa ask derecesinde demek isterdim) en cok sevgi ve hayranlik besledigim, hizmetin teorisi, gaye ve prensipleridir. Elbette bu teorinin ana kaynagi Kuran ve Sunnet-i seniyelerdir. Eklemek isterim ki Hocaefendi ise bu kaynaklari ve prensipleri kendisinden de dinlemeyi ve okumayi uygun gordugum, tercih ettigim, bana en cok tesir eden muhterem bir zattir. Bu nedenle bendeki hakki buyuk ve odenmez bir derecededir. Hizmet kendi doneminin cok ilerisinde fikirler ve prensiplerle ortaya cikmis, Anadolu halkini tahayyul dahi edemeyecekleri bilgi, donanim ve konumlara ulasmasina tesvik etmis ve bunlara ulasmasina vesile olmustur. Genelimiz kaynagi Kuran ve Sunnet olan bu hizmet mantiginin elbette Islam’in baslangicindan beri var olduguna, donemin gerekliliklerine gore, isimlendirilerek veya isimlendirilmeyerek, her donem tek veya belki birkac kareket halinde devam ettigine inaniyoruz. Nasil ki Bediuzzaman Hazretleri ve talebeleri kendi zamaninin gerektirdigi yontemlere gore hareket etmis, Risale-i Nurlar bu yontemlerle insanlara ulasmissa, ardindan hizmet de zamanin degismesiyle birlikte yeni yontemerle gelmis, o donemde verilen hizmeti devam ettirmistir. Elbette duygusal davranmadan kabul etmemiz gereken, hizla gelisen teknolojiyle birlikte her gun bir onceki gunun iki kati, belki daha fazlasi degisimin yasandigi gunumuzde yeni yol ve yontemlerin gerekliligi gercegidir. Ozellile yeni neslin ve dunya insaninin bu yontemlere uyum saglayamayacagi aciktir. Bu sebeple kesinlikle hizmet edilmeye devam edilecegini ancak farkli yontemlerle olacagini dusunmekteyim. Bu hizmetin eksikliginden veya yetersizliginden degil, zamanin degisiminden kaynaklidir. Belki dinin bu kadar on planda olmayacagi bir hareket olabilir. Mensuplari baska dinlerden de olan, hatta belki Hocaefendi gibi dini bir lideri olmayacak bir hareket bile olabilir. Cok benzer bir yapida da olabilir. Allahu alem. Onyargili davranilmamali, yeniliklere acik olunmali, her hareketin devrinin sonunda bulunan hantal veya hareketsiz, gecmise ekleyerek devam etmek yerine gecmise saplanip kalan insanlar gibi olunmamalidir. En buyuk endiselerimden biri budur. Her kosulda secim yaparken, Islam’a aykiri olup olmadigina, evrensel degerlere ve normlara ters dusup dusmedigine, yasalarla catismadigina vs. gibi genel kaidelere dikkat edilmelidir. Allah bizi en dogrusuna iletsin ve sabit kilsin.

Şu anki durum itibariyle Hizmet Hareketi ile olan münasebetinizi nasıl görmekte ve değerlendirmektesiniz?

Elimden geldigince aktif olarak hizmet etmeye calissam da kendimi rolantiye almis gibi hissetmekten alikoyamiyorum. Diger yandan kendime yatirimlar yapiyor(diller, akademik hazirlik, kurslar, kitaplar vs.), arkadaslarimi da tesvik ediyor ve bunun da hizmet oldugunu, hizmete zamani geldiginde bu yatirimlarin fayda saglayacagini dusuyorum.

3 COMMENTS

  1. ^^evrensel degerlere ve normlara ters dusup dusmedigine^^ evet bu süreç genel olarak bu özelliği kazandırdı gibi, zamanında cemaatin mağdur ettikleri ya da cemaatin yaptıklarını anlatılınca, o zamanda siz sustunuz Akp ile el eleydiniz diyince insanlar bu prensiplerin önemini kavradı. Taban siyasete bulaşmadığı için, okuduğu gazete okursa o da Zaman olduğu için geçmişte çoğu şeyi zaten göremiyordu. Ama görmek lazımmış. Bilgisiz bir insanın ahlaklı olması bu devirde zor, ben anlamıyorum bilmiyorum o zaman susuyorum derseniz bugünki dindarlardan farkınız kalmaz. Güzel bir yazı.

  2. Cemaat üyesi ya da sempatizanı değilim; seküler dünyadan geliyorum. Uzun yıllar Hollanda ve Meksika’da yaşadım. Cemaat’e ilşkin izlenimlerim Cemaat’e gönül vermiş, bir ara sıkça yazıştığım birkaç arkadaşın deneyimlerine, yorumlarına dayanıyor. O arkadaşlar da, sizin yorumunuzda olduğu gibi, Cemaat’in genel işleyişi ile F. Gülen arasına kalın bir çizgi çeker, arzu edilmez her şeyin Gülen’in iradesi ve isteği dışında yaşanıyor olduğuna inanırlardı. Bu konularda, uzaklardan, bir süredir yaşadığın bir Asya ülkesinden ahkam kesecek değilim; ama bende uyanmış olan güçlü kanı o ki, Cemaat’in yaşadığı ve yaşamakta olduğu deneyimlerin Gülen’den ve onun iradesinden bağımsız olarak yaşanıyor olduğu inancı, tartışmaya gereksinim duyan bir inanç.

    • Bern Bey
      Üç seçenek var gibi.
      Ya Gülen’i olağan sıradan bir insan hepimiz gibi, bilgisi sınırlı biri olarak görecek cemaat üyeleri ve kandırıldığını kabul edecek, liderlik yeteneklerini sorgulayacak ve yaşına ya da kullandığı haplara bağlanılıp artık lider olarak görülmeyecek. Şuan kandırılmasını yaşına ve haplara bağlayacak, geçmişteki yanlışlarıda o da sıradan biriydi şekilde bir bakış işe kabul edecek. Bu ihtimalde Gülen iyi niyetli ve suçsuz.

      Ya Gülen gene sıradan bir insan ama baştan beri kötü biri ya da sonradan güç zehirlenmesiyle kötü olan biri, insanın her an ayağı kayabileceği için İslamada uyan bir bakış açısı, ama ispatlaması zor

      Üçüncü ihtimal ise Gülen’i sıradan bir insan olarak görmeyen bakış açısı. Maalesef bu bakış açısına göre o sıradan biri değil, güzel günler yakındır sabredin denen bakış açısı. Bu bakış açısı öncelikle cemaate toz kondurmuyor çoğu şeyi iftira kabul ediyor, ama artık çuvala bazı şeyler sığmayınca bu sefer büyük abilerin hataları ya da mit elemanlarının devşirmeleri ihanet etti şekinde bakılıyor. Bu bakış açısının kendi içindeki tezatı Gülen etrafındaki en önemli kişiler bile ihanet etse gene Gülen vazifeli kişi olarak görülüyor, ve Allah ona onu bildirmemiş demekki deniliyor. Hizmet içinde Gülen’e rağmen bunca şeyin olmasınıda izah ederken , ya çoğu olan kötü şeyi kabul etmiyorlar ya da bu lideri bağlamaz, o abd’de çiftlikte nerden haberi olcak gibi şeyler deniliyor. Peygamberimiz ile görüşülüp ya da rüyada görülüp twitterdan tweet atıldığı kabul ediliniyor ama adil öksüzün hain olduğunun bildirilmemesi için Allah gelecek ile ilgili istediğini gösterir, her şeyi göstermez deniliyor. Yapılan güzel işler vazifeli olmasına, yapılan kötü işler ise cemaatin Gülen’in manevi seviyesine gelememesine bağlanıyor. Bu bakış açısını kırmak imkansız, Gülen’e toz kondurmak asla mümkün değil bu bakış açısında. Ancak Gülen sohbetinde hata yapmalı. Bunu da goril, pakrudini, kapadokya gibi şeyler diyerek yapıyor. Ama gene bu bakış açısına göre Gülen pakrudini dediğinde Erdoğan pakrudini görülüyor, öyle olmasa bile şahsı fikrinde hata olmuş , Allah bu konuda bir şey bildirmemiş olarak görülebiliniyor. Hizmet için artık bir ümit kalmayınca insanlar Gülen’i vazifeli görmekten vazgeçiyor ve ilk ihtimali düşünüyor ya da ikinciyi. Bu üçüncü bakış açısı Gülen’in hataları görüldükçe o da sıradan biri anlayışına kayabildiği gibi hayır değil sadece o konularda Allah ona bir şey bildirmemiş anlayışıyla devam da edebiliniyor. Bu bakış açısında Gülen en büyük sıkıntısı susması. Şöyle bir devirde susması kabul edilmiyor, açıklama bekleniyor ve onun susması küçük bir hata olarak da görülmüyor çünkü insanlar acı çekiyor ve susmasına artık dayanamayıp birinci ya da ikinci ihtimale dönüyorlar. Bazıları ise vardır bir bildiği, dengeleri gözetiyor diyor, ama bu kişilerde Gülen’e aslında bir süre veriyor sabrımız sınırsız değil diyor, 2 sene geçti belki 2 sene sonra bu kişilerde artık birinci ya da ikinci ihtimale dönebilir. Bu üçüncü ihtimalin ben elinde sonunda yok olacağını düşünüyorum, Gülen çünkü fahiş hata yaptı. Fahiş hata yapan biri vazifeli olamaz. Fahiş hatasıda şu oldu 15 temmuzdan sonra sustu, dünyadaki en büyük amaç iyiliği yayıp kötülüğü engellemek ve insanları islam dinine çağırmak diyen bir kişi sustu. O susunca Türkiye’de cemaat üyeleri büyük bir depresyona boşluğa girdi ve ateistliğe sürüklendi. Evet 40 senelik kurumlar yıkıldı kader dendi , ama 40 senedir emek verdin cemaatin ateistliğe kayarken sen susarsan buna kader denmez.(bazıları konuşur müdahale ederse yeni kemalettin nurettin veren olayları olur diyor yani kastedilen o kişi döner mite çalışır bildiği isimleri mite verir diyor, Türkiye’de zaten 400 bin insan gitti, daha kaç kişi kaldı, gerçekten kalan var mı zaten öyle büyük abilerin bildiği isimlerde general seviyesinde olur var mı cidden bunlar, bana göre yok , hadi diyelim var olsunlar, bu hizmetin ilk vazifesi islamı yaymak ateistliği önlemek insanlara yardımcı olmak mıdır, yoksa devlet kurumundaki gücünü korumak mıdır, zaten başımıza ne geldiyse ikinci seçeneği seçtiğimiz için geldi. ) Gülen dediki beni uluslarası bir mahkeme yargılasın. İyi de sen suçsuzluğunu kime ispat etmek istiyorsun, Türkiye’ye ise türk insanı melek bile seni yargılasa artık kabul etmez bunu. Avrupaya ise , onlar zaten sana darbeci demedi. Kendi tabanına ise o zaman uluslarası mahkemeye gerek yok, herkesin sorduğu sorular belliydi niye cevaplamıyorsun ? neden tabandan birini oraya alıp sor istediği sor diyip canlı yayın yapmıyorsun? Neden 1 sene sonra adil öksüz ile ilgili açıklama yaptın ? . Evet Gülen susmadı diyen biri çıkarsa diye son açıklamaları yaptım. Ağzını açıp bir şeyler demek değil, denmesi gerekeni demek konuşmaktır.

Comments are closed.