Salih Ömer Tezcan, The Circle

Bir dönemin sonuna geldiğimizi düşünüyorum. En son diyeceğimi başta diyeyim.

İnsan ibn’üz zaman dır. Zamanına, zamanının içerdiğine, O’na bağlı ve şekillenen mekana, mekana anlam katanlara delicesine bağlıdır. Bazen bu bağlılık paranoya şekline bürünebilir.

Her devire anlam katan kişiler, hadiseler, davalar, düşünceler olabilir. Bir davanın içinde olmak insanı ayrıcalıklı yapmayabilir.  Kutsal metinlerden süzdüğümüz bilgiler, bize sonuca değil sürece odaklanmayı tavsiye eder. Süreç ise aciz olan yaratılmışlar nezdinde hiç bitmez. Baki olan Yaratıcı ve O’ nun bize ilham ettirip talim ettiği değerlerdir.

Genelde insan ruhunda inkılap yapan dava ve düşünceler, bu işi çok ızdıraplı ve büyük acılarla gerçekleştirir. Maalesef ki insan bünyesi, genelde mükafat ile değil mücazat ve acıyla şekillenmeye meyyaldir.

İnsan büyük zıtlıklarla örülü bir dengeyi oluşturmakla mükelleftir. Çoğu zaman paradoksların esiri olup kendi oluşturduğu karmaşanın içinde kaybolur. İnsana tavsiye edilen zıtlarla örülü karakter dengesini oluşturma vazifesi, terazisinden sapmaya çok meyyaldir. Kefelerin dengeye gelmesi önemli olmakla beraber bunun için gayret göstermekte kutsaldır. (Sonuç-Süreç metaforu)

İnsanın kendine bulunduğu gruba, aileye, sosyal çevreye değer ve anlam atfetmesi kaçınılmazdır. Varoluş olarak sıradan bir insan, kendi inandığı, kabullendiği, yaşadığı tarza uygun olacak insan ve gruplarla varlığını destekler; yalnız olmadığı noktasında kendini tatmin eder.

Gelmiş geçmiş bütün insanlar kendilerini belli zamanlarda, ahir zamanın içinde, kıyamete çok yakın bir hal de görmüş ve her şeyin çok bozulduğundan dem vurmuştur. Fakat bu ne ilktir ne de son. Zaman Allah’ın emrettiği ana kadar, bir yaratık olarak bizim için dördüncü boyutun temsilcisi olma keyfiyetinde var olacaktır.

Dünyanın her yerinde zulüm çeşitli zamanlarda var olmuş ve olacaktır. İnsan eğer bulunduğu konumdan birkaç basamak yukarı çıkabilirse, tarihte ve hatta kendi zamanında yüzbinlerce insanın zulümler altında inim inim inlediğini görebilir.

Görebilmek için ilk önce görmeyi istemek, zihnini kendi dertlerinden uzaklaştırabilmek gerekmektedir. Sürekli enfüsi tefekkür, vehim ve ızdıraplarla zamanının harcayan insan, azıcık ta olsa başını kaldırıp önüne veya etrafına bakamaz. Bakamayınca haberdar olamaz, haberdar olamayınca adapte olamaz, olamazsa yalnızlaşır. Yalnızlaşırsa kendi mitlerini oluşturur. Kendi mitleri insanı tatmin eder ve gözüne perde indirir. Beyhude bir ömürle kapalı bir basiretle ‘Yaratıcı’ nın karşısına çıkıp mahcup olabilir.

….…

Yeni bir dönem başladı. Çetin imtihanlar kırılmalar ve ayrışmalar dönemi. Somut olan imtihanlar için belki bitiş ile birlikte ruhlarımızı saran yeni bir imtihan ile karşı karşıya kalacağız.

Bildiğimiz değer dünyasının sonu. Bize anlamlı gelen çok şey artık belki de anlamını yitirecek. Belki de yitirmeye başladı. Bu yeni hal, bir başlangıca gebe gibi duruyor. Fakat yukarıda ifade edilmeye çalışılan heyulalar da bir bir önümüzde…

Yıllardır bize takdim edilen bir unvan önümüzde mahzun ve kederli. Sıradan biri olabilmek.

Bu unvanı taşımanın sadece ibadetle olamayacağı artık aşikar. Kendini biraz olsun unutmak, etrafına, başkalarına odaklanmak, dertlerini çok büyütmemek ve gönül rahatlığı ile bu da geçer diyebilmek. Şimdiye kadar en yakındaki arkadaşımızdan ailemize kadar esirgediğimiz şahsımızı, artık biraz da birileriyle paylaşmak. Samimane tebessümle rahatlıkla. Keyifle…

Kendimize yapılanlara olması gerektiğinden çok değer atfeder isek tüm bu olanların altında ezilmemiz mukadder. Bunun yerine bizi normal bir insan yapacak sıradan olaylara konsantre olmalı. Herkes gibi yaşamalı ve ölmeli. Üzerimizde bizi faziletli hale getiren, diğer insanlar nezdinde değerli kılan bir davranışımız varsa bırakalım onu zaman, mekan, ortam, şartlar ve hadiseler ortaya çıkarsın.

Şimdi vazifemiz bizi farklı hissettirmeye çalışan tüm sıfatlardan sıyrılmak.

Yeni döneme, o her şeyi birbirinden ayırdeden çetin zamanlara geldiğimiz şu günlerde üzerimizde, bizi soğuk derinliklere çekecek tüm yüklerden kurtulmak.

Ey ehli himmet. Başını kaldır ve etrafına bak. Koskoca bir hayat seni bekliyor.

Not:

Yaratıcı dediğimiz; Bizim Rabbi Rahimimiz ve Halık-ı Kerimimiz’dir. Bizler O’nun bize imtihan olarak gönderdiklerini baş göz üstüne diyerek kabul ediyoruz İnşallah. Umulur ki O’ da cc bizim bu mutiliğimizi bizlere şefaatçi yapar ve bizleri meccanen, keremen, lütfen bağışlar.

1 COMMENT

Comments are closed.