Dr. Ali Yıldırım, The Circle

Stanford Üniversitesi Sosyal Psikoloji alanında emekli profesör olan Doctor Phillip Zimbardo, 1971 yılında yaptığı tartışmalı  hapishane deneyi ile adını duyurdu. Üzerine kitaplar ve filmler yapılan hapishane deneyinde Dr. Zimbardo, 24 gönüllü katılımcıyı iki gruba ayırdı; ilk grup gardiyan, ikinci grup ise mahkum rolüne girdi. Deneyin iki hafta sürmesi bekleniyordu ama Dr. Zimbardo 6. gününde deneyi yarıda kesmek zorunda kaldı. Çünkü deneyde gardiyan rolünü alan gönüllüler deneyin daha ilk gününde mahkum rolünde olan gönüllülere psikolojik ve fiziksel işkenceye başlamışlardı. Deneyin sonuçları üzerine onlarca bilimsel makale kaleme alındı.

Deney,bilimsel etik kurallara uymadığı gerekçesi ile bazı bilim insanlarının eleştiri oklarının hedefi oldu. Bu deneyden 27 yıl sonra Doctor Zimbardo ünlü kitabı olan “Lucifer effects: understanding how good people turn evil (2007)”de iyi insanların nasıl şeytana döneceğini Ebû Garip Hapishanesi işkence fotoğrafları ve görüşmeleri üzerinden anlatıyordu. Günlük konjonktürün ve durumun verdiği güç insanları şeytanlaştırmaya yetmişti. Devlet başkanlarının ve generallerinin yapmış oldukları konuşmalar ve davranışlar normal askerlerin günlük hayatlarında güce sahip olduklarında nasıl bir canavara dönüştüklerini ortaya koymakta idi. O anki güçlülük hissinden aldıkları güç ile normal insanlar bir anda şeytanlaşıp kan donduran işkenceler yapabiliyorlardı.

Burada şeytanlaşmayı tanımlayan Dr. Zimbardo şeytanlaşmayı; fiziksel, duygusal, psikolojik veya ekonomik  olarak diğerlerine zarar verme çabası olarak nitelemekte. Günümüz Türkiyesi’nde agent state ( Millgram yazısında ele alacağız bu konuyu.) memurlar sayesinde milyonlarca insan işlerini kaybetti veya fiziksel ve psikolojik işkenceye maruz bırakıldı.

O anki konjonktürün kendine verdiği gücü kullanan kesimler birer şeytan haline geldi. Dr. Zimbardo’nun şeytanlaşma kavramına ek olarak Muzaffer Şerif ve Soloman Arsch da yaptıkları araştırmalar neticesinde durumda ya da anda elde edilen gücün insanların davranışlarında önemli değişiklikler yaptığını ortaya koymuşlardı. Yıllarca ultra seküler ve Kemalist kesim tarafından hor görülen siyasal islamcı kesim gücü eline aldığında normal bir ultra seküler veya Kemalist’e göre daha da şeytanlaşabiliyordu.  Bu konuyu baska bir sosyal psikoloji yazısı ile ele alacagiz.

Standford Hapishanesi deneyi ile Ebû Garip arasındaki benzerliklerden yola çıkan Dr. Zimbardo Ebu Garip Hapishanesi işkencelerinin psiko-sosyal alt yapısını irdeleyen yüzlerce konuşma düzenledi. Devlet başkanını, bakanları ve askeri yönetimleri bu durumun oluşmasında başlıca faktörler olarak ele aldı. Medyada ve bir çok alanda onları hedef alan konuşmalar yaptı.

Susan T. Fisk’e göre  durumlar (stiuations) ve psikolojik dinamikler  insanların şeytanlaşmasına katkı sağlıyordu. Dr. Zimbardo’nun meslektaşı Dr. Millgram da yaptığı deneyde normal Alman vatandaşlarının ya da nazilerin nasıl gözünü kırpmadan insanları öldürebildiğini araştırmak istemiş ve ünlü deneyini yapmıştı. Diğer bir yazıda Millgram’ın deneyinin günümüze bakan sonuçlarını ele alacağız.

Türkiye’nin 11 Eylül’ü olan 15 Temmuz’dan sonra (hiç bir şey eskisi gibi olmadı)  binlerce işkence haberi ulusal ve uluslar arası medyada yer aldı. Onlarca insan siyah transporterlar ile kaçırılıp kayıplara karışıldı. Tıpkı doksanlı yıllarda beyaz toroslar ile kaçırılıp bir daha geri dönmeyen insanlar gibi. Geçenlerde bir haber dosyası ile karşılaştım. Gazeteci Cevheri Güven Türkiye’nin Ebû Garibi olan ÇİFTLİK  ile ilgili bir haber yapmıştı. Yaptığı mülâkatlarda işkencelere maruz kalan kişiler hangi tür işkencelere maruz kaldıklarını anlatıyorlardı. Uygulanan işkence yöntemleri kan dondurur cinstendi.

Peki normal bir hayata sahip MİT mensupları nasıl olur da bu kadar cânileşebilir ve canavarlaşabilirlerdi? Sabah çocukları ve ailesi ile kahvaltı yapıp  ayrılan bir baba ve anne nasıl olur da kendi türünden başka bir canlıya bu denli şeytanca davranabilirdi?  Onu buna motive eden şey neydi? Tüm bu soruların cevabını Dr. Zimbardo  2007’de Lucifer Effects isimli kitabı ile ve yaptığı deneylerle vermiş aslında. “Durumun verdiği güç ve gücün şeytanlaştırdığı insan.”

Peki ortamı ve konjonktürü  ya da Dr. Zimbardo’ya göre situation’ı( durumu) buna hazır hâle getirenler sıradan insanlara o güveni veren siyasiler nereye konmalı? Cevap yine Dr. Zimbardo’da:Dr. Zimbardo; Ebû Garip Hapishanesi’ndeki işkencecilere konuşmaları ile durum oluşturan ve bu işkencecilerin bu durumdan güç elde etmelerini sağlayarak işkence yapmalarına zemin hazırlayan başta Devlet Başkanı George Bush’un yardımcısı Dick Chene’yi, savunma bakanını ve generalleri suçlu bulmakta idi. George Bush’un yapmış olduğu açıklamalar ve nefret söylemleri bizzat alanda olan askeri personeli etkilemiş ve zamanla normal birer asker olan bu insanlar birer işkence makinasına dönüşmüşlerdi.

Günümüz Türkiyesi’nde yaklaşık olarak on yıldır çatışmacı ve nefret barındıran söylemler kullanan politikacılar normal halkı öyle bir hale getirdiler ki; artık bir komşu diğer bir komşusunu rahatlıkla ihbar edebilir, tehdit edebilir hatta mallarına dahi el koyabilir duruma geldi.  Tıpkı meşhur kürtaj videosunda yer alan yaşlı amca gibi gücün kendi tarafında yer aldığını sanan sıradan insanlar birer sosyal cezalandırıcı ve işkenceci haline büründü. Kullanılan nefret dili, ötekileştirme ve hedef alma toplumsal cinnete ve bir kaç yıl daha bu şekilde devam ederse muhtemel bir iç savaşa zemin hazırlayacaktır.