Ahmet Halim, The Circle

Uyku, hayatımızın en önemli ihtiyaçlarından ve keyiflerinden birisi. Bebekliğimizden itibaren vücudun, büyüme adına en etkin yardımcısı. Böyle olunca yaklaşık 10-15 yıllık bir alışkanlığı, hayatımızın sonraki döneminde değiştirmek oldukça zor. Buna uzmanların birbirinden farklı açıklamaları, hoşumuza gidecek şekilde fikir beyan edenler de eklenince, iş içinden çıkılmaz bir hal alabiliyor. Ancak bildiğimiz bir husus var ki, o da insanın biyolojik olduğu kadar psikolojik de bir varlık olduğu. Ve bu psikoloji öylesine etkili ki; hayatımızda yaptığımız birçok değişikliği vücudumuz kabul edip, ona göre bir düzen kurmasını sağlayabiliyor. Sıcak bir memlekette yaşayan kişilerin çok soğuk bir ülkede yaşamaya alışabilmesi, yılın tüm aylarında açlığa dayanamayan bünyenin, psikolojik etkiyle bir ay boyunca 18 saat aç kalabilmesi ve bunun vücuda bırakın zarar vermesini, daha fazla sıhhat kazandırması gibi birçok örnek verilebilir. İnsanoğlu bir anlamda iradesinin hakkını vermek için yaratılmış. Telafisi imkânsız en büyük nimetimiz olan bu kısa hayatı gereğince değerlendirmek, tevdi edilen sağlığımızı korumak ve zamanımızı israf etmemekle mükellefiz. Öyleyse alışkanlığımızı bir süreliğine kenara bırakıp, ne kadarlık bir uyku gerçek ihtiyacımız buna bakabiliriz.

Bu konu üzerinde düşünürken dini tavsiye ve ölçüleri, yerli yabancı tıp literatürü, özellikle sağlık araştırmaları konusunda adını duyurmuş uluslar arası üniversitelerin tespitleri ve ulusal yayınlardan yararlanmaya çalıştım. Üç yazı dizisinde, bunları paylaşmak istiyorum.

        Dini Ölçülerde Uyku

        Efendimiz sav. “Ümmetim hakkında en çok korktuğum şey; Karın büyüklüğü (göbek bağlamak), çok uyku, tembellik ve yakîn azlığıdır” buyurmuş. Bizim için, kulluk yarışındaki en büyük dört tehlike olarak bakabiliriz bunlara. Çünkü dördünün de hayatımıza, hayal edemeyeceğimiz kadar çok olumsuz tesiri var ve hepsi de birbiriyle, belki de uyku ile bağlantılı.

        İlk olarak bir mütefekkirin bu konuyla ilgili tespitlerine bakalım: “Çok uyumak, aslında bu tabir izafidir. Bugün bir insanın günde ne kadar uykuya ihtiyacı var diye hekimlere sorduğunuzda genellikle 5 saat cevabını alırsınız. Ve hekimler bunun ötesinde bir uykunun, insan vücuduna zarar verebileceği üzerinde ısrarla dururlar. Kaldı ki bu meseleye, hekimlerin yanı sıra İmam Gazali’den Bediüzzaman Hazretleri’ne varıncaya kadar birçok ehl-i tahkik parmak basmış ve Allah ile irtibat adına çok uykunun sebebiyet verdiği tehlikeler üzerinde durmuştur. Aynı düşünceden hareketle, medrese ve tekkelerde uyku meselesi disipline edilmeye çalışılmış ve uykunun oralarda 3 saate kadar indirildiği olmuştur. Nitekim fakir de, bir dönemde bu hususta özen göstermiş ve uykumu 2 saate indirmiştim. Öyle ki bazen 2 saatten fazla uyursam akşama kadar esneyip duruyordum. Bu açıdan “çok uyku” izafi bir kavramdır. Bazısına 8 saat uyku az, bazısına 3 saat çok gelebilir. Ama ne olursa olsun tıp ilminin verilerine göre günde 5 saat uykunun insan vücuduna yettiği gerçeğinden hareket ederek günlük uykumuzu azami olarak 5 saate düşürmeli, ondan sonra bunu tedricen daha aşağılara çekmeye gayret göstermeliyiz. Yalnız bu arada şu hususa dikkatlerinizi çekeyim; yeme ve içmesini disipline edemeyen, önüne her geleni abur-cubur yiyen bir insanın uykusunu azaltması mümkün değildir.”

        Yine bir müfessirin uyku düzeni, uyku çeşitleri hakkındaki görüşleri ve kendi uygulamasına bakacak olursa Gaylule, Feylule ve Kaylule isimleriyle tasnif edilen üç uykudan bahsettiğini görüyoruz. Bunlardan Gaylule; güneşin ilk doğuş saatinden, yaklaşık olarak kerahat vakti bitinceye kadar ki zaman dilimi içindeki uykudur. Bu vakitteki uyku sünnete de aykırıdır. Özellikle yer vermek istediğim önemli uyku çeşidi ise Kaylule ki bu, sünnet olan bir uykudur. Kuşluk vakti dediğimiz vakitten başlayarak öğleden biraz sonraya kadar olan zamanı kapsamaktadır. Özellikle bu uyku, teheccüt namazına kalkabilmeyi kolaylaştırır.  Müfessire göre, bu uyku; hem ömrü, hem de rızkı artırır. Çünkü bu vakit içindeki yarım saatlik uyku, iki saatlik gece uykusuna bedeldir. Yani günde, insanın ömrüne 1,5 saat ilave etmektedir. Bu müfessirin talebeleri, üstadlarının kendilerine, fıtri uykunun 5 saat olduğunu söylediğini de ifade etmişler.

        Burada yer vermeye çalıştığım sınırlı sayıdaki kaynağın dışında, dinen az uykunun tavsiye edildiği, aksinin hem kulluğa zarar verdiği hem de insan bedenine bir yük olduğu birçok eserde anlatılmıştır.

        Uyku Modelleri

        Ulaşabildiğim kaynaklara göre özellikle Amerika’da, az uyuma konusu çok popüler durumda. Polifazik uyku adıyla bilinen bu uyku sistemi ile insanların daha az uyuyarak daha enerjik olabilecekleri anlatılıyor. Birçok üniversite bu konuda ciddi araştırmalar yapıyor. Özel sağlık kuruluşlarında az uykunun nasıl alışkanlık edinilebileceği konusunda insanlara yardımcı olunuyor, tedavi şeklinde seanslar düzenleniyor ve ciddi takipler yapılıyor. Az uykunun amacının ne olduğu, insanlara zararlı değil, aksine çok faydalı olacağı, fazla uykunun sadece bir alışkanlıktan ibaret olduğu ve ne gibi zararları olduğunu anlatan onlarca internet sitesi mevcut. (polyphasicsociety.com, smartsleepteam.com, blog.bulletproof.com gibi) Bu sitelerdeki İngilizce bilgilerin bir kısmı “cokfazliuykudenemesi.blogspot”, ve eğitimci Süleyman Sönmez’e ait “gunestamicinde.com” sitesi ile ayrıca “uplifers.com” isimli sitede de anlatılmış.

         Uluslar arası kaynaklarda yer verilen Etkin Uyuma herkesin merak ettiği bir konu. Adını verdiğim bu sitelerde, uyku döngüleri açıklanmış. Buna göre; uyku döngülerinin temel ve en önemli elementi, REM (rapid eye movement – hızlı göz hareketi)  uykusu. REM uykusunun beyin üzerindeki olumlu etkilerinin diğer uyku evrelerinden daha fazla olduğu araştırmalarla kanıtlanmış. Polifazik (çok dönemli; yani gün içinde en az iki kez farklı kez) uyku döngülerindeki uykusuz kalma durumu sayesinde, vücut REM evresine geçmek için monofazik (tek dönemli) uyku döngüsünde ihtiyaç duyduğu 45-75 dakikalık uyku süresine de ihtiyaç duymuyor. Böylece 8 saatlik uykuda, REM uykusuna ulaşmak için gereken ekstra saatleri uyuyarak geçirmek zorunda kalınmıyor ve daha etkili bir uyku düzeni oluşturulabiliyor.

Hayatımızda, herhangi bir çeşidini uygulayarak daha az uyuyabileceğimiz Polifazik uyku modelleri, bilimsel olarak 4 farklı şekilde gruplanmış:  Bunlardan ilki olan “Uberman Döngüsü”. 4 saatte bir, günde 6 kez olmak üzere 20 dakikalık sürelerle uyumaya dayanan bir uyku modelidir. Uberman döngüsü, dinlenmiş şekilde uyanmayı ve güçlü rüyalar görmeyi sağlayan, etkili bir uyku düzeni olarak tanımlanıyor. Bu döngüyü uygulayan kişilerden bir kısmı, kontrol edebildikleri rüyalar gördüklerini de dile getirmiş. Ne var ki, uyku sürelerinin kaçırılması durumunda ağır bir yorgunluk hali baş gösteriyormuş. Ancak bu, uygulanması çok zor olan bir model olduğu da belirtilmiş. İkincisi, “Everyman Döngüsü” ki, adından anlaşılabileceği gibi herkesin kendine göre uygulayabileceği kolay bir model. Gündüze göre, daha uzun süreli bir gece uykusunun, kısa uykularla desteklenmesi şeklinde uygulabiliyor.  Bu,  3 ya da 4 saatlik gece uykusunun, gündüz bir kez (veya ihtiyaca göre birden fazla) 20-30 dakikalık “kestirme” ile desteklendiği uyku modeli (“Öğleyin kaylule yapınız. Muhakkak şeytanlar öğle vaktinde kaylule yapmazlar” hadisinden anladığımız kadarı ile sünnete en uygun model bu sanırım). Araştırmalarda, Everyman döngüsünü uygulayan kişilerde, sağlık üzerinde olumsuz bir etki olmadığını tespit edilmiş. Diğer bir model; “Dymaxion Döngüsü”dür. Bunu icat eden Bucky Feller, vücudumuzda biri kolay, diğeri daha zor yenilenebilen iki adet enerji deposu bulunduğunu savunmuş. Bu modeli uygulamaya başlarken her 6 saatte bir 30 dakikalık sürelerle uyuyan Feller, günlerini 2 saatlik uykularla geçirmiş. Bu dönemin hayatı boyunca geçirdiği en enerjik ve uyanık dönem olduğunu belirten Feller’ı muayene eden doktorlar, herhangi bir sağlık problemine rastlamamış. Sonuncusu ise, “İki Fazlı Uyku Döngüsü”. Özellikle üniversite öğrencileri arasında sıklıkla uygulanan bir uyku sistemi aslında bu. 4-5 saatlik gece uykularını destekleyen 90 dakikaya varan bir gündüz uykusu, sistemin temelini oluşturur. Bu model, uygulaması kolay ve tek fazlı uykuya göre daha etkili bir sistemdir. Peki, biz hangi uyku döngüsünü uygulamalıyız? Kendimiz için uygun olan uyku döngüsünü seçerken göz önünde bulundurmanız gereken konu yaşam tarzımız ve çalışma sistemimiz. Hangi modeli seçersek seçelim, vücudumuzun yeni uyku düzenine adapte olması için uygun bir süreye ihtiyacımız olduğunu unutmamak gerekir. Çoğu sağlık uzmanı tarafından yapılan “az uyumak sağlıksızdır” tespiti, normal uyku alışkanlığının bir anda terk edilmesiyle ilgili de olabilir.


Yazarın Önceki Yazıları

Aile Saadeti Zor Mu?

Allah Bizi İnsan Eyleye

Du Cihanda El Yuyup Gidenler

Garib Olarak Uğurlanmak

İki Damla Kan Damlar Yüreğimize

Hey Gidi Bugünler

Derdin Dermanı Ne Olabilir?